
Vernal Keratokonjonktivit göz kapaklarının iç yüzünü ve korneayı etkileyen, tekrarlayıcı özellikte bir alerjik göz hastalığı söz konusudur. En sık çocukluk ve ergenlik döneminde görülür. Adında bahar geçse de yalnızca ilkbahar aylarında ortaya çıkmaz; yıl boyunca dönemsel alevlenmeler gösterebilir ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilir.
Bağışıklık sisteminin polen, ev tozu, akar, hayvan tüyü ya da sıcak ve rüzgârlı hava gibi çevresel etkenlere aşırı tepki vermesi sonucunda alerjik bir iltihap gelişir. Bu süreçte mast hücreleri ve eozinofiller gibi bağışıklık hücreleri etkinleşir; göz yüzeyinde kaşıntı, kızarıklık, şişlik ve mukus artışı ortaya çıkar. Alerjik bünyeye sahip çocuklarda, özellikle astım, egzama veya alerjik rinit öyküsü bulunanlarda görülme olasılığı artar.
Vernal Keratokonjonktivit beş ile on beş yaş arasındaki çocuklarda daha yaygın izlenir. Sıcak, güneşli ve tozlu iklimlerde yaşayanlarda görülme sıklığı artar. Ailede alerji öyküsü bulunması riski yükseltir. Belirtiler ergenlik döneminde çoğunlukla hafifler ve birçok kişide erişkinliğe geçişte kaybolur.
Vernal Keratokonjonktivitin en belirgin yakınması şiddetli kaşıntıdır ve çoğu hastada ışığa karşı hassasiyet eşlik eder. Yanma, batma, sulanma, ipliksi yapışkan akıntı, kızarıklık ve kapaklarda şişlik görülebilir. Gözleri sürekli ovmak yakınmaları artırır; ayrıca kornea dokusunda zayıflığa yol açarak keratokonus gelişme riskini yükseltir. Kornea yüzeyinin etkilendiği dönemlerde ağrı ve bulanık görme belirginleşir; özellikle çocuklarda düzenli muayene bu nedenle önem taşır.
Ayrıntılı göz muayenesi tanı koymak için genellikle yeterlidir. Biyomikroskop incelemesinde üst göz kapağının iç yüzünde iri kabarcık benzeri dev papiller, kornea kenarında beyazımsı Trantas noktaları saptanabilir. İlerlemiş olgularda kornea yüzeyinde yüzeysel yaralar görülebilir. Gerek duyulduğunda alerji testlerinden veya gözyaşıyla ilgili incelemelerden yararlanılır ve bu bulgular tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur.
Hastalığın şiddetine göre kademeli bir yaklaşım izlenir. Hafif olgularda soğuk kompres, koruyucu içermeyen suni gözyaşları ve alerjenlerden kaçınma çoğu zaman yeterli olur. Belirtilerin arttığı dönemlerde antihistaminik ya da mast hücresi dengeleyici damlalar tercih edilir.
Alevlenme sırasında kısa süreli kortizonlu damlalar iltihabı hızla yatıştırır; ancak uzun süre ve kontrolsüz kullanım göz içi basıncını yükseltebileceği ve katarakt riskini artırabileceği için yalnızca göz doktoru gözetiminde uygulanır.
Sık tekrarlayan ya da uzun süren olgularda siklosporin veya takrolimus içeren bağışıklık düzenleyici damlalar uzun dönemli denge sağlar ve kortizon gereksinimini azaltır. Kornea yüzeyinde yara veya ülser geliştiğinde koruyucu içermeyen gözyaşı damlaları ve jeller, bandaj kontakt lens ya da cerrahi girişimler tedaviye eklenebilir; düzenli kontrol ve ilaç kulanımına uyum ve hastalığı tetikleyicilerden korunma tedavinin başarısını belirleyen temel unsurlardır.
Gözleri ovuşturmamak en basit ve en etkili adımdır. Polen ve toz yükünün arttığı günlerde güneş gözlüğü ve şapka kullanmak, kapalı ortamı düzenli havalandırmak ve mümkünse hava temizleyicisinden yararlanmak fayda sağlar. Kaşıntı dönemlerinde soğuk kompres rahatlatır; koruyucu içermeyen suni gözyaşlarının düzenli kullanımı göz yüzeyini konforlu tutar. Kortizonlu damla kullanan hastalarda göz içi basıncı ölçümleri ve kontrol randevuları aksatılmamalıdır.
Bulaşıcı bir hastalık değildir; alerjik kökenlidir ve kişiden kişiye geçmez.
Ergenlik döneminden sonra çoğu kişide belirgin biçimde hafifler. Bazı hastalarda erişkin yaşta aralıklı alevlenmeler görülebilir; düzenli takip ve uygun tedavi ile görme korunur.
Kısa süreli ve hekim kontrolünde kullanıldığında etkili ve güvenlidir. Uzun süreli veya kontrolsüz kullanım göz içi basıncı artışı ve katarakt riskini yükseltebilir; bu nedenle yalnızca göz doktoru önerisiyle kullanılmalıdır.
Alevlenme dönemlerinde tedavi düzenli sürdürülür. Hastalık sakinleştiğinde idame tedavisi planlanır ve sıklık kişiye göre ayarlanır.
Gözleri ovuşturmamak, soğuk kompres uygulamak, koruyucu içermeyen suni gözyaşlarını düzenli kullanmak ve tozlu-polenli ortamlardan uzak durmak yakınmaları azaltır.
Görmede ani azalma, şiddetli ağrı ya da ışığa bakamama geliştiğinde; ayrıca kortizon kullanımı sırasında baş ağrısı ve haleler görme ortaya çıktığında vakit kaybetmeden değerlendirme gerekir. Yaşam koşullarındaki düzenlemelere ve gözyaşı tedavisine rağmen yakınmalar bir iki hafta içinde belirgin biçimde gerilemiyorsa göz muayenesi önerilir.
Uzun seyirli bir hastalık olmasına karşın dikkatli tedavi ile başarılı biçimde kontrol altına alınabilir. Erken tanı, düzenli takip, uygun damla tedavisi ve tetikleyicilerden uzak durma sayesinde çocukların ve gençlerin görme sağlığı güvenle korunur. Belirtiler ortaya çıktıktan sonra göz doktorunun önerilerine uyum, ileride kalıcı görme kaybı riskini anlamlı ölçüde azaltır.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri