
Kornea zedelenmesi, gözün en önünde yer alan saydam tabakanın, yani korneanın yüzeyinde oluşan çizilme, soyulma veya travmatik hasar durumudur.
Kornea tabakası, hem dış etkenlere karşı koruyucu bir kalkan görevi görür, hem de ışığın göze doğru açıyla girip retinaya odaklanmasını sağlar.
Dolayısıyla korneadaki küçük bir çizik bile hem ağrı ve batma hissine hem de görme bulanıklığına neden olabilir.
Kornea, gözün tam önünde yer alan, saat camı gibi şeffaf bir dokudur. Epitel, Bowman tabakası, stroma, Descemet membranı ve endotel adı verilen beş katmandan oluşur. Hiç damar içermez; beslenmesini gözyaşı ve çevresindeki dokulardan alır. Sinir uçlarından çok zengin olduğu için, en hafif bir çizik bile belirgin batma ve ağrıya yol açabilir.
Kornea hem gözün kırma gücünün önemli bir kısmını üstlenir, hem de enfeksiyonlara ve travmalara karşı ilk savunma hattıdır.
Kornea zedelenmesi en sık travmaya bağlı olarak gelişir. Tırnak, kâğıt kenarı, makyaj fırçası, bitki dalı, sert bir mendil hareketi ya da uygunsuz kontakt lens kullanımı, epitel tabakasını çizebilir veya kornea yüzeyinden ayırabilir. Ev temizlik ürünleri, çamaşır suyu, kireç çözücüler ya da biber gazı gibi kimyasal maddelerle temas, kornea dokusunda yanık ve doku hasarı oluşturabilir.
Göz yüzeyinin aşırı kuruması, uyurken göz kapağının tam kapanmaması ve uzun süreli dijital ekran kullanımı gibi durumlar epitelin direncini azaltarak korneanın zedelenme riskini artırır. Bazı hastalarda ise ortada belirgin bir travma yokken, altta yatan enfeksiyonlar veya korneal distrofiler, kornea yüzeyinde zedelenmeye yol açabilir.
Travmatik kornea yaralanmaları genellikle ani bir darbe, sürtünme veya yabancı cisim teması sonucu ortaya çıkar. Göze çarpan bir cisim, tırnak veya makyaj fırçası darbesi, hatta kağıt kenarı bile korneanın dış katmanını kaldırabilir. Bu durumdan kısa bir süre sonra keskin ağrı, batma, sulanma ve ışığa bakarken rahatsızlık hissi gelişir.
Eğer epitel tabakası düzgün iyileşmezse, ilerleyen haftalarda sabahları tekrar eden batma ve ağrı ataklarıyla seyreden rekürren epitel erozyonu gelişebilir.
Bu durum, ilk travmanın ardından epitel yüzey hücrelerinin korneaya yeterince sıkı tutunamamasıyla ilişkilidir. Bazı hastalarda ise altta yatan enfeksiyonlar veya korneal distrofiler, herhangi bir belirgin travma olmaksızın korneada zedelenmeye neden olabilir.
Kimyasal yanıklar, gözün en ciddi acil durumları arasındadır. Özellikle çamaşır suyu, lavabo açıcılar, bazı kireç çözücüler ve amonyak içeren ürünler gibi alkali maddeler, kornea dokusuna hızla işleyerek derin tabakalara kadar zarar verebilir. Asit içeren maddeler çoğu zaman daha yüzeysel yanık yapar; ancak temas süresi uzun veya yoğunluk fazla olduğunda, onlar da kalıcı leke ve görme kaybı bırakabilir.
Böyle bir temas olduğunda yapılacak ilk ve en önemli şey, gözü derhal ve bol miktarda su ya da serum fizyolojik ile yıkamaktır. Göz kapakları mümkün olduğunca açık tutulmalı ve yıkama, imkân varsa en az 15–20 dakika sürdürülmelidir. Ardından, kullanılan maddenin ne olduğu da mümkünse belirtilerek hiç vakit kaybetmeden göz hekimine başvurmak gerekir. Erken ve doğru ilk müdahale, hem korneanın saydamlığını hem de görme keskinliğini korumada belirleyici rol oynar.
Kornea erozyonu sonrası kornea enfeksiyonu, korneanın en dışındaki koruyucu epitel tabakası bozulduğu için gelişir. Normalde sağlam epitel; bakterilerin, mantarların ve bazı parazitlerin (özellikle Acanthamoeba gibi) daha derin tabakalara ulaşmasını engelleyen doğal bir koruyucu tabaka gibi görev yapar. Epitelde çizik ya da erozyon oluştuğunda bu koruyucu tabaka zayıflar; özellikle kontakt lens, kirli su, toprak veya bitki parçalarıyla temas sonrasında mikroorganizmalar kornea dokusuna çok daha kolay yerleşebilir.
Kontakt lens kullanımı bu açıdan iki yönden risk taşır: Hem epitel üzerinde mikrotravmalara yol açabilir hem de lens yüzeyi, bakteri ve parazitlerin tutunması için uygun bir zemin oluşturur. Bitki kaynaklı travmalarda mantar enfeksiyonu riski artar; kontakt lens kullanıcılarında ise bazı bakteriyel etkenler ve Acanthamoeba enfeksiyonları daha sık görülür.
Kornea enfeksiyonu geliştiğinde, ağrı, kızarıklık, sulanma ve görme azalmasına çoğu zaman kornea üzerinde beyaz ya da sarımsı bir leke eşlik eder. Bu leke uygun tedaviyle çoğu hastada belirgin şekilde geriler.
Kornea zedelenmesinin tedavisi, hasarın nedeni, derinliği ve eşlik eden enfeksiyon, kuru göz gibi durumlara göre planlanır. Öncelikle korneanın ne kadar etkilendiği, enfeksiyon riski ve hastanın şikâyetlerinin şiddeti değerlendirilir.
Yüzeysel epitel çizikleri çoğu zaman koruyucu antibiyotikli damlalar, suni gözyaşları ve epitel yenilenmesini destekleyen jel veya pomadlarla birkaç gün içinde iyileşir. Bu dönemde gözü ovuşturmamak, kontakt lens kullanmamak ve hekimin önermediği damlalardan kaçınmak önemlidir.
Zedelenme daha geniş bir alanı tutuyorsa ya da ağrı çok belirginse, korneayı göz kapağı hareketlerinden korumak için bandaj kontakt lensi veya kapama uygulanabilir. Bu özel lens, adeta kornea üzerinde koruyucu bir örtü görevi görerek hem ağrıyı azaltır hem de epitelin daha sakin bir ortamda iyileşmesini sağlar.
Kimyasal yanıklarda tedavi, yoğun yıkama ile başlar. Göz bol su veya serum fizyolojik ile yıkandıktan sonra, gözün pH dengesinin sağlanması, iltihabın kontrol altına alınmasını ve doku iyileşmesini destekleyen damlalarla tedavi sürdürülür. Bu hastalar, ilk günlerde daha yakın aralıklarla takip edilir.
Enfeksiyon söz konusuysa, korneadan alınan örnekle hangi mikroorganizmanın sorumlu olduğu saptanmaya çalışılır ve kültür sonucuna göre seçilen antibiyotik veya antifungal damlalar tedavinin temelini oluşturur. Gerekirse damlalar sık aralıklarla uygulanır ve hasta yakından izlenir.
Epitelin sık sık tekrar açıldığı, yani iyileştikten sonra aynı bölgede sorunların yeniden ortaya çıktığı durumlarda, kornea yüzeyini kalıcı olarak düzeltmeyi amaçlayan fototerapötik keratektomi (PTK) gibi lazer tedavileri veya amniyon membran uygulamaları da gündeme gelebilir. Bazı dirençli olgularda, hastanın kendi kanından hazırlanan otolog serum damlaları da epitel iyileşmesini desteklemek amacıyla kullanılabilir.
Fototerapötik keratektomi (PTK),excimer lazer kullanılarak korneanın en yüzeyel tabakasından mikron düzeyinde kontrollü doku kaldırılması işlemidir; bu sayede epitel hücrelerinin daha düzgün ve sağlam bir yüzeye tutunması hedeflenir.
Kornea zedelenmesi, günlük yaşamda çok sık karşımıza çıkan, çoğu zaman “ufak bir çizik” gibi algılansa da, doğru yönetilmediğinde kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen bir durumdur.
Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip, bu riskin büyük ölçüde önüne geçmemizi sağlar.
Gözünüzde ani başlayan batma, ağrı, sulanma veya bulanıklık hissediyorsanız, özellikle de öncesinde bir travma, kimyasal temas ya da kontakt lens kullanımı öykünüz varsa,
bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız geciktirilmemesi gereken bir adımdır.
Bu belirtileri yaşıyorsanız, muayene ve değerlendirme için kliniğimizle iletişime geçebilir veya uygun olduğunuz bir zaman için randevu alabilirsiniz.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri