Hasta GörüşleriProf. Dr. Yonca Aydın AkovaProf. Dr. Yonca Aydın Akova Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Glokom Tedavisi

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Göz tansiyonu olarak adlandırılan glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu göz sinirinde kalıcı hasara neden olan sinsi ve yavaş ilerleyen bir hastalıktır.

Glokom sık rastlanan bir göz hastalığı olup erken tanınıp tedavi edilmediğinde görme alanında giderek daralma ve kalıcı görme kaybına yol açar.

Belirtileri nelerdir? Glokomlu olup olmadığımı kendim anlayabilir miyim?

Glokomun erken dönemde hastanın uyarıcı hiçbir belirtisi ve şikayeti olmayabilir. Ancak çok yüksek göz içi basınç artışlarında gözde ağrı, bulanık görme, ışıkların etrafında halkalar görme gibi şikayetler olabilir.

Glokoma bağlı görme kaybı çok yavaş oluştuğu ve erken dönemde çevresel görmeyi etkilediği için hastalığın ileri dönemlerine kadar görme kaybı fark edilmez. Bu nedenle göz doktoruna genellikle görme sinirinde ciddi hasar oluştuğu geç dönemde başvururlar. Glokoma bağlı görme kaybı geri dönüşsüz olduğu için 40 yaş üstünde rutin göz muayenesi ve göz içi basınç ölçümünün yılda bir mutlaka yapılması çok önemlidir.

Glokomun belirtileri glokomun tipine ve ciddiyetine göre değişebilir;

Açık açılı glokomda: Görme alanı testinde genellikle her iki gözde göremediğiniz kör noktalar oluşur. İleri dönemde ise tünel görme (boru içinden) dediğimiz çevre görmenin tamamen kaybı ortaya çıkar.

Açı kapanması glokomunda ise: Ciddi baş ve göz ağrısı, bulantı, kusma bulanık görme, ışıklar etrafında halkalar görme ve gözde belirgin kızarıklık ortaya çıkar. Bu şikayetleriniz varsa acilen göz doktoruna başvurun.

Göz tansiyonu normal değerleri nelerdir?

Normal göz içi basıncı göz sinirinde hasar ve görme alanında kayıp yaratmayan basınç olarak kabul edilir. Genellikle 9 mm Hg alt sınır ve 22 mm Hg üst sınır olarak kabul edilir. Ancak göz içi basıncı yüksek ölçülen her hasta glokom değildir. Göz tomografisi (OCT) ile görme siniri değerlendirilip hasar yoksa hasta tedavisiz takip edilebilir.

Göz tansiyonunda erken tanının önemi nedir?

Glokom bağlı görme kaybı erken tanı ve düzenli takip ile önlenebilir. Önlenebilir görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olan glokom, tanı aşamasına kadar çoğunlukla hiç belirti vermez. Bu nedenle herkesin, özellikle de ailesinde göz tansiyonu hikayesi olan kişilerin düzenli ve kapsamlı göz muayenesi çok önemlidir. Glokom tedavi edilmediğinde körlüğe neden olur. Tedaviyle bile hastaların yaklaşık %15’inde tanıyı takip eden yirmi yıl içinde en az bir gözde körlük oluşabilir.

Göz tansiyonu nasıl oluşur?

Aköz hümör adı verilen göz içi sıvısı yapımı ile sıvının dışa akımı arasında bir denge vardır. Göz içi basıncı aköz hümör tarafından oluşturulur ve normal göz sağlığı için gereklidir. Glokom hastalığında dışa akım yolunda (trabeküler ağ) gözle görülemeyen tıkanıklık ve buna bağlı göz içi basınç artışı oluşur ve bu artış görme sinirinde bası yoluyla harabiyet yaratır.

Göz tansiyonu kimlerde görülür?

Ailede glokom hikayesi olan bireylerde genetik olarak glokom riski artar. Bu hastalarda sadece göz tansiyon ölçümü değil, görme alanı muayenesi ve göz siniri tomografisi (OCT) yapılmalıdır.

Glokom riskini artıran faktörler

  • Göz içi basıncının normal değerin üstünde olması,
  • 40 yaş üstü yaş grubu,
  • Ailede glokom hikayesinin olması (genetik yatkınlık),
  • Hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı gibi sistemik hastalıkların mevcudiyeti,
  • Korneanın normalden ince olması,
  • Yüksek miyopi veya hipermetropi,
  • Uzun süreli kortizon kullanımı,
  • Göz travması veya cerrahisi geçirmiş hastalar olarak sıralanabilir.

Bu risk gruplarından birinde yer alan kişilerin glokom hastalığının gelişme riski daha yüksek olduğu için düzenli göz muayenesinin yapılması önemlidir.

Göz tansiyonu yüksekliği glokom demek midir?

Hayır. Göz tansiyonu göz sinirinde hasarlanma ve görme alanında kayıp yapmıyorsa yüksek olsa da glokom kabul edilmez, ancak glokom riskini arttırır.

Glokom tipleri nelerdir?

Glokomun belirtileri glokomun tipine ve derecesine göre değişir.

Açık açılı glokom glokomun en sık rastlanan tipidir. Kornea ve iris tabakası arasındaki açı açıktır, ancak aradaki trabeküler ağ denilen yapıda mikroskobik düzeyde tıkanıklıklar oluşur. Göz içi basıncı buna bağlı olarak yavaş bir şekilde yükselir ve buna bağlı olarak görme siniri hasarı oluşur. Açık açılı glokomda genellikle her iki gözde görme alanında görülemeyen kör noktalar oluşur. İleri dönemde ise görme alanı daha daralır, tünel görme şeklinde görme oluşur.

Açı kapanması glokomu veya kapalı açılı glokomda ise iris dokusu öne doğru itilir ve kornea ve iris arasındaki açı daralır veya kapanır. Buna bağlı olarak göz içi basıncı yükselir. Bazı kişilerde yapısal olarak dar açı mevcuttur ve açı kapanması glokomu için yüksek risk taşırlar.

Açı kapanması glokomu birdenbire (akut) veya yavaş bir şekilde (kronik açı kapanması glokomu) ortaya çıkar. Akut açı kapanması glokomu acil bir durumdur, ciddi baş ağrısı ve göz ağrısı, bulanık görme, ışıklar etrafında halkalar, görme, bulantı, kusma ve gözde kızarıklık şeklinde ortaya çıkar.

Çocuklarda Glokom

Çocuklarda glokom doğumdan itibaren veya ilk birkaç yıl içinde ortaya çıkabilir. Genellikle açıdaki doğumsal bozukluklar nedeniyle oluşur.

Göz tansiyonu kör edebilir mi?

Glokom 60 yaş üstü tedavi edilebilir körlüğün en önemli nedenlerinden biridir. Glokom tedavi edilmediğinde ise hastaların çoğunda körlüğe neden olur. Bu nedenle glokom (göz tansiyonu) tedavisinde erken tanı çok önemlidir. Tedaviyle edilen hastaların %15’inde ise 20 yılın sonunda bir gözde körlük oluşabilmektedir.

Glokomda hasarlanan sinir yenilenebilir mi?

Hayır. Bu yüzden erken tanı ve tedavi çok önemlidir.

Göz tansiyonundan kendimizi nasıl koruruz?

  • Düzenli detaylı göz muayenesi,
  • Aile hikayesinin bilinmesi ve göz doktoruyla paylaşılması.

Glokom nasıl teşhis edilir? Glokomda hangi testleri yapılır?

40 yaşından itibaren her birey düzenli göz muayenesi olmalıdır. Ayrıntılı göz muayenesi ve hastanın öyküsü tanıda önemlidir. Göz muayenesi sırasında göz içi basıncı yüksek saptanan, ailesinde glokom hikayesi olan, ince korneaya sahip, diyabet, migren, hipertansiyon ve damar problemi olan olguların glokom geliştirme ihtimali daha fazladır. Glokom tanısında ve görme sinirinde bir hasar olup olmadığının değerlendirilmesinde ileri teknoloji tetkik cihazları kullanılmaktadır.

Glokom tanısında gözün mikroskobik incelenmesi, göz tansiyonu ve kornea kalınlığı ölçümü, ön kamara açısının ölçülmesi, göz dibi muayenesi, göz tomografisi ve görme alanı en önemli yöntemlerdir.

Optik Sinir Başı Muayenesi: Göz sinirinde meydana gelebilecek hasarı gösterir. Zaman içinde oluşabilecek değişiklikler bu muayene ile takip edilir.

Görme Siniri ve Retina Sinir Lifi Tabakası Muayenesi: Görme siniri ve retina sinir lifi tabakası son teknolojik cihazlardan olan göz tomografisi (OCT) glokom tanısında ve tedavi etkinliğinin değerlendirmede çok önemlidir. OCT ile glokoma bağlı %1-2 lik küçük kayıplar bile saptanabilmektedir.

Görme Alanı Tetkiki: Görme sinirindeki hasardan dolayı görme alanında oluşan kaybın miktarının değerlendirilmesi ve takibi yapılır.

Kornea Kalınlık Ölçümü: Kornea kalınlık ölçümü pakimetre cihazıyla yapılır. Normal gözlerde yaklaşık 520-550 mikron arasındadır. Kornea kalınlığı normalden kalın ise göz içi basıncı yüksek, normalden ince ise düşük ölçülecektir. Bu nedenle kornea kalınlık ölçümü glokom tanısında mutlaka yapılması gereken bir tetkiktir.

Ön kamara açısının ölçülmesi: Gonioskopi yöntemiyle veya OCT veya özel kornea topografisi cihazlarıyla) ölçülür, açı kapanması glokomu veya kapalı açı glokomu tanısında çok önemlidir.

Hastalarımızın göz muayene bulgularını ve bu cihazların verilerini değerlendirerek tanı, tedavi ve takip sürecini planlıyoruz.

Glokomun Takibi Nasıl Yapılır?

Glokom ilerleyici bir hastalık olduğu için takip çok önemlidir. Düzenli yapılan göz muayenesi ve görme alanı ve göz tomografisi (OCT) tetkikleri ile tedavinin etkinliği ve hastalığın ilerlemesi değerlendirilir ve size özel tedavi planlanır.

Glokom Tedavisi

Glokom nedeniyle görme sinirinde oluşan hasar geri dönüşsüz olduğu için erken tanı, düzenli glokom kontrolü ve tedavisi görme kaybının önlenmesi ve yavaşlatılması için çok önemlidir. Amaç, göz içi basıncını kontrol altına alarak göz sinirini, görme keskinliğini ve görme alanını korumaktır. Glokom tedavisi hastalığın tipine ve ciddiyetine göre değişir. Hastanın göz tansiyonunun durumuna göre damla tedavisi, ağızdan ilaçlar, lazer veya cerrahi tedavilerden biri veya birkaçı uygulanabilir.

TEDAVİDE İLK AŞAMA: GÖZ DAMLALARI

Göz damlaları tedavinin ilk aşamasıdır. Glokomun tedavisinde kullanılan çok çeşitli damlalar mevcuttur. Bu ilaçlar göz içindeki sıvının dışa akışını hızlandırarak veya göz sıvı yapımını azaltarak göz tansiyonunu düşürür. Öncelikle OCT incelemesiyle görme sinirinizde hasar olup olmadığını değerlendirip tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını değerlendirmek gerekir. Sinir hasarı olmayan ve takiplerinde de sinir hasarı gelişmeyen hastalar ilaçsız takip edilebilir.

Tedavi gereken hastalarda kullanılan ilaçlar düzenli olarak ve hayat boyu kullanılırlar. Genellikle damla başlandıktan sonra etkinliğini görmek için birkaç hafta içinde tekrar muayene yapılır. Göz içi basıncınız yüksekse ikinci bir damla kullanılması gerekebilir. Yine göz tansiyonunuz yüksek devam ederse üçüncü bir damla eklenir veya diğer tedavi yöntemlerine başvurulur. Glokom ilaçların gözde ve vücutta bazı yan etkileri vardır. Tedavi planlamasında öncelik tedaviye ihtiyaç olup olmadığına karar verilmesi ve hastaya özel, yan etkisi en az ve en etkili tedavinin kullanılmasıdır.

Damlaları nasıl damlatalım?

Damlaları doktorunuzun önerdiği saatlerde damlatmalısınız. Her uygulamada bir damla yeterli olur. Emin değilseniz bir damla daha damlatabilirsiniz. Çok fazla sayıda damlatmanız, ilaçların yan etki ihtimalini arttırabilir. İki damla arasında en az beş dakika beklemelisiniz.

Glokomda Lazer Tedavisi

Glokomda lazer tedavisinde temel amaçlar ya göz içi basıncını düşürmek (tedavi edici) ya da koruma amacıyla yapılan lazer tedavi işlemleridir.

Tedavi edici lazer yöntemi en sık olarak açık açılı glokom için uygulanan lazer trabeküloplasti (argon veya selektif lazer) yöntemidir. Amaç göz sıvısının dışa akımını arttırmaktır. İlaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda lazer işlemi uygulanabilir.

Ön kamara açısındaki yapısal darlık nedeniyle akut açı kapanması krizine girmiş hastalarda kriz kontrol altına alındıktan sonra YAG lazer kullanılarak gözün renkli tabakası üzerinde bir delik oluşturulur (Lazer iridotomi). Bu tedavi kriz geçirmeye müsait gözlerde de koruyucu amaçla yapılmaktadır.

Glokomda Cerrahi Tedavi

Glokomun cerrahi tedavisi göz içi basıncının düşürülmesi amacıyla göz içi sıvısının dışa çıkışına sağlayan yeni bir kanal açılmasına yöneliktir. Bu kanalla gözün içindeki yüksek basınçlı sıvının dışa akımı sağlanır. Bu amaçla “trabekülektomi” en sık kullanılan yöntemdir. Uygulanan tedaviler yetersiz kaldığı ileri durumlarda göz içi sıvısını göz küresi dışına taşıyacak özel tüpler (seton implantlar) göz içine yerleştirilebilir.

Bazı glokom tiplerinde (eksfoliyatif glokom gibi) katarakt ameliyatı normale göre daha risklidir. Bu nedenle komplikasyonları önlemek amacıyla erken dönemde katarakt cerrahisi önerilir.

Glokom Tedavisi Hasta Yorumları

Prof. Dr. Yonca Aydın AkovaSoru ve Randevu Formu
Basından
ANLAŞMALI KURUMLAR
Prof. Dr. Yonca Aydın AkovaPROF. DR. YONCA AYDIN AKOVAGöz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
0312 557 90000505 172 1717