
Glokom, göz içi basıncının (GİB) zaman içinde görme sinirine zarar vermesiyle gelişen kronik bir göz hastalığıdır.
Çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve geri dönüşsüz görme alanı kaybına yol açabilir. Ancak erken tanı ve uygun tedaviyle bu kayıplar önlenebilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, hem tanıda/izlemde teknolojik gelişmelerin hem de yaşam tarzı düzenlemelerinin glokom yönetiminde belirgin fark yarattığını göstermektedir.
Son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) cihazları, görme siniri ve retina sinir lifi tabakasındaki değişiklikleri yüksek çözünürlükte saptayabilir hale geldi.
Artık hekimler yalnızca renkli kalınlık haritalarına değil, ham tarama görüntülerine ve her hastanın kendi geçmiş ölçümlerine de bakarak değerlendirme yapıyor. Bu yaklaşım, 'görünürde normal' sonuçlar altında gizli kalmış erken sinir hasarlarını saptamayı kolaylaştırıyor.
Cihaz yazılımlarındaki iyileştirmeler, sinyal kalitesini ve segmentasyon doğruluğunu artırarak yanlış yorum riskini azaltıyor.
Evet. Görme alanı testi, glokomun görsel işlev üzerindeki etkisini ölçmek için vazgeçilmezdir. OCT yapısal değişimi gösterirken, görme alanı testi bu değişimlerin görmeye yansımasını değerlendirir. İlk yıllarda testlerin daha sık yapılması, ilerlemenin hızını belirlemede kritiktir. Genellikle yılda iki-üç güvenilir test, hastalığın seyrini değerlendirmek için yeterlidir. Yeni nesil cihazlar test süresini kısaltarak hastayı yormadan daha güvenilir sonuç verir.
Tedavide amaç yalnızca basıncı düşürmek değil; bunu daha az ilaçla ve daha yüksek yaşam kalitesiyle başarmaktır. Birden fazla etken maddeyi tek şişede birleştiren kombinasyon damlalar, tedaviyi basitleştirir ve göz yüzeyine binen kimyasal yükü azaltır. Koruyucu madde içermeyen formülasyonlar, yanma-batma ve kuruluk gibi şikayetleri azaltarak ilaç uyumunu artırır.
Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT),gözün doğal drenaj dokusuna düşük enerjili kısa atımlar uygulayarak sıvı çıkışını artırmayı hedefleyen, poliklinikte yapılan kısa bir işlemdir. Uygun hastalarda genellikle yıllarca sürebilen anlamlı göz içi basıncı düşüşü sağlayabilir ve gerektiğinde güvenle tekrarlanabilir.
Glokom cerrahisinde minimal invaziv yöntemler (MIGS) ön plana çıkmıştır: daha küçük girişimler, daha hızlı iyileşme ve öngörülebilir basınç kontrolü hedeflenir. Geleneksel trabekülektomi ise modern dikiş/flep tasarımları ve kontrollü yara iyileşmesi yaklaşımlarıyla etkinliğini sürdürür. Cerrahi seçim, hastalığın evresi, göz yapısı ve hastanın yaşam tarzı dikkate alınarak bireyselleştirilir.
Düzenli egzersiz göz sağlığı için faydalıdır. Orta tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi aktiviteler GİB’i hafifçe düşürebilir. Başın kalp seviyesinin altına indiği hareketler, ağır ağırlık kaldırma ve nefesin uzun süre tutulduğu egzersizler GİB’de geçici artışlara yol açabilir. Yoga tamamen yasak değildir; ancak baş aşağı duruşlar ve uzun süreli öne eğilmeler risk oluşturabilir. Buna karşılık nefes farkındalığı, meditasyon ve hafif esneme temelli yoga uygulamaları stresi azaltarak dolaylı fayda sağlar.
Ağırlık çalışırken nefes tutmaktan kaçınmak ve düzenli-ritimli nefes almak GİB dalgalanmalarını sınırlamaya yardımcı olur. Başın uzun süre kalp seviyesinin altında kaldığı pozisyonlar yerine orta tempolu yürüyüş-bisiklet-yüzme tercih edilmelidir; yüzmede çok sıkı/dar gözlük yerine daha geniş çerçeveli modeller daha konforludur. Günlük kafeini sınırlamak, yeterli su tüketmek ve gece uykusunda başı hafif yükselterek yatmak basınç kontrolünü destekler.
Sebze, meyve ve tam tahıl ağırlıklı dengeli beslenme, damar ve sinir sağlığını destekler. Yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan yoğun meyveler ve omega-3’ten zengin balıklar düzenli tüketilmelidir. Aşırı kafein bazı kişilerde GİB’de geçici yükselme yapabileceğinden sınırlı tüketilmesi önerilir.
Sigara ve yoğun alkol kullanımı optik sinir dolaşımını olumsuz etkiler. Uykuda başın hafif yükseltilmesi ve etkilenen gözün üzerine yatmaktan kaçınılması gece basınç artışlarını sınırlayabilir.
Kronik stres, hormonal yollarla GİB’i artırabilir; gevşeme egzersizleri, meditasyon ve düzenli uyku bu etkiyi azaltır. Uyku sırasında başın yaklaşık 15–20° yükseltilmesi gece basınç yükselmelerini sınırlamaya yardımcı olur. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite, tedaviyle birlikte hastalığın kontrolünü kolaylaştırır.
Glokomda damla tedavisi genellikle uzun sürelidir ve başarı düzenli kullanıma bağlıdır. İlaçlar her gün aynı saatlerde, doğru teknikle ve farklı damlalar arasında yeterli aralık bırakılarak uygulanmalıdır. Belirtiler değişmese bile kontroller aksatılmamalıdır; glokom çoğu zaman sessiz ilerler.
Hayır. Glokom kalıcı bir hastalıktır; ancak erken tanı ve doğru tedaviyle ilerlemesi durdurulabilir.
Bazı hastalarda evet. Kısa sürede uygulanabilen işlemlerle damlasız basınç kontrolü mümkün olabilir.
Ailesinde glokom öyküsü olan kişiler, 40 yaş sonrası yılda bir kapsamlı göz muayenesi yaptırmalıdır.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri