
Katarakt göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi sonucunda bulanıklaşmasına denir. Kataraktın sertliğine ve göziçi merceğindeki matlaşmanın yerine göre değişik tipleri vardır.
Örneğin merceğin arka yüzünde yer alan kataraktlar hastalarda daha fazla şikayete neden olur ve bu nedenle de daha erken operasyon gerekebilir.
Katarakt, göz merceğinin zamanla saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. En yaygın nedeni yaşlanmadır; yaşla birlikte merceği oluşturan proteinler yapısal bütünlüğünü yitirir ve bulanıklaşmaya başlar.
Bunun dışında genetik faktörler, uzun süreli ultraviyole (UV) ışık maruziyeti, diyabet, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve bazı ilaçlar (özellikle kortikosteroidler) da katarakt gelişimini hızlandırabilir. Göz yaralanmaları, radyasyona maruz kalma veya geçirilmiş göz ameliyatları da kataraktın erken yaşta ortaya çıkmasına yol açabilir.
Katarakt genellikle yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve belirtiler de zamanla ortaya çıkar. Halk arasında en sık ifade edilen şikâyetler şöyledir:
Bu şikâyetler yavaş yavaş arttığı için çoğu kişi başlangıçta fark etmeyebilir. Görmede belirgin değişiklik hissedildiğinde göz muayenesi yaptırmak en doğru yaklaşımdır.
Katarakt tek bir hastalık gibi görünse de aslında göz merceğinin farklı bölgelerine göre değişen birkaç farklı türü vardır. Her biri görmeyi farklı şekilde etkiler:
En sık görülen katarakt tipidir. Yaşlanma süreciyle birlikte göz merceğinde protein yapısı bozulur ve saydamlık azalır. Genellikle 50 yaş sonrasında başlar ve yavaş ilerler. Görme giderek bulanıklaşır, kontrast duyarlılığı azalır ve renk algısı matlaşır.
Doğumda mevcut olabilir veya yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkar. İngilizce literatürde “congenital cataract” olarak geçer. Nedenleri arasında genetik mutasyonlar, intrauterin enfeksiyonlar (örneğin TORCH grubu) ve metabolik hastalıklar yer alır. Erken tanı, özellikle görme gelişimi (ambliyopi riskini önlemek için) açısından kritik öneme sahiptir.
Göz kümesine alınan darbeler, penetran yaralanmalar veya kimyasal etkiler sonrası gelişir. Her yaşta görülebilir. Bazı vakalarda hızlı ilerleme gösterebilir ve lens kapsül bütünlüğünün bozulmasıyla birlikte daha belirgin görme kaybı oluşturur.
Bazı sistemik hastalıklar (örneğin diyabet),uzun süreli kortikosteroid kullanımı veya radyasyon maruziyeti sonrası gelişebilir. İngilizce kaynaklarda “secondary cataract” olarak tanımlanır ve altta yatan nedene bağlı olarak farklı hızlarda ilerler.
Göz merceğinin merkezinde (nükleus) gelişir. En sık yaşa bağlı tiplerden biridir. Lensin sertleşmesi ve sararması ile karakterizedir. Hastalar genellikle renklerin sarı/kahverengi tonlara kaydığını ve uzak görmenin azaldığını ifade eder.
Lensin dış tabakasında (korteks) başlar. Beyaz, tekerlek spoke (çark teli) şeklinde opasiteler oluşur. Işık saçılması nedeniyle özellikle gece sürüşünde kamaşma ve glare şikâyeti belirgindir.
Lensin arka kapsülüne yakın bölgede gelişir. Genellikle daha genç hastalarda da görülebilir ve diğer tiplere göre daha hızlı semptom verir. Yakın görme bozukluğu, ışık hassasiyeti ve okuma zorluğu ön plandadır.
Katarakt tanısı, genellikle basit ama oldukça detaylı bir göz muayenesi ile konulur. İlk adımda hastanın görme düzeyi ölçülür ve günlük yaşamını ne kadar etkilediği değerlendirilir. Ardından göz hekimi, biyomikroskop (yarık lamba) ile göz merceğini büyütülmüş şekilde inceleyerek bulanıklığın yeri ve şiddetini net olarak ortaya koyar.
Muayenenin devamında görme keskinliği testleri yapılır ve gerekirse göz bebeği damla ile genişletilerek gözün arka kısmı (retina ve optik sinir) detaylı şekilde değerlendirilir. Bu aşama, benzer şikâyetlere yol açabilecek başka göz hastalıklarının da ayırt edilmesi açısından önemlidir.
Eğer katarakt cerrahisi planlanıyorsa, standart muayeneye ek olarak gözün detaylı ölçümleri (biyometri ve kornea ölçümleri) yapılır. Bu ölçümler sayesinde hastaya en uygun göz içi mercek seçilir ve ameliyatın görme başarısı daha öngörülebilir hale gelir.
Kataraktlı göz muayenesi;
Katarakt genellikle yavaş ilerlediği için erken dönemde belirti vermeyebilir ve hastalar tarafından fark edilmeyebilir. Ancak rutin göz muayeneleri sırasında göz hekimi, detaylı bir biyomikroskopik inceleme ile kataraktın en erken bulgularını bile tespit edebilir.
Katarakt erken tanısı, hem görme kaybının önlenmesi hem de uygun tedavi zamanının belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, sadece göz rahatsızlığı yaşayanların değil, hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı bireylerin de yılda en az bir kez kapsamlı bir göz muayenesinden geçmesi önerilir.
Düzenli kontroller sayesinde katarakt dışında glokom, sarı nokta hastalığı veya diyabete bağlı göz problemleri de erken dönemde saptanabilir.
Katarakt, ilerleme düzeyine göre farklı evrelere ayrılır. Bu sınıflandırma, hastanın görme kaybı derecesine ve mercek bulanıklığının yoğunluğuna göre yapılır:
Erken evrede düzenli takip yeterli olabilir, ancak ileri evrede cerrahi müdahale tek kalıcı tedavi yöntemidir.
Katarakt tedavisinde günümüzde tek ve kesin yöntem cerrahidir. İlaçlarla kataraktı durdurmak veya geri çevirmek mümkün değildir. Görme kalitesi günlük yaşamı etkilemeye başladığında, en etkili çözüm bulanıklaşmış doğal merceğin alınarak yerine yapay bir göz içi mercek yerleştirilmesidir.
En yaygın uygulanan yöntem fakoemülsifikasyon cerrahisidir. Bu teknikte göz içine çok küçük bir kesi yapılır ve ultrason enerjisi kullanılarak saydamlığını kaybetmiş mercek parçalanıp dışarı alınır. Ardından hastanın görmesini sağlayacak göz içi lens (intraoküler lens – IOL) yerleştirilir.
Günümüzde bazı olgularda femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi de kullanılmaktadır. Bu yöntem, özellikle kesilerin daha hassas planlanmasına ve cerrahi sürecin daha öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlar.
Ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır, hastanede uzun yatış gerektirmez ve çoğu hasta aynı gün taburcu edilir. Görme kalitesi ise genellikle ilk günlerden itibaren belirgin şekilde artmaya başlar ve iyileşme süreci kısa sürede tamamlanır.
Halen katarakt cerrahisinde yöntem olarak FAKO cerrahisi uygulanmaktadır. Bu yöntem halk arasında "lazerli cerrahi" olarak bilinir. FAKO cerrahi teknikte 2,2 mm’lik küçük bir kesiden girilip, torsiyonel fako enerjisi yöntemi ile kataraktlı mercek eritilerek çıkartılır, yerine katlanan ve çok küçük bir alandan göz içine yerleştirilmek üzere özel tasarlanmış olan lens (mercek) yine özel bir enjektörle yerleştirilir. Kesi küçük olduğundan dikişe gerek duyulmaz.
Lazerle Katarakt Tedavisi başarısında hekimin cerrahi deneyiminin, kullanılan cihaz ve teknolojilerin ve mercek kalitesinin önemi büyüktür. Operasyon hastalarda kataraktın oluşturduğu pusluluk yok olur ve görme keskinliği tamamen normale döner. Sonuçta hasta kataraktlı gözüyle görmesinin ne kadar kötü olduğunun farkına varır.
Femtosaniye Lazer yardımıyla katarakt cerrahisi uygulanırken göz doktoru bilgisayar kontrollü lazer cihazı kullanmaktadır. Cerrahi öncesi yapılan değerlendirmelere göre cihazın kornea üzerinde yapacağı kesilerin şekli, açısı ve ölçüsü bilgisayara yükleniyor. Daha sonra göz merceğinin ön zarının lazer ışınları kullanılarak açılması için gereken veriler ve kataraktın sertliğine göre parçalanması için gerekli değerler de cihaza yükleniyor. Bunlardan sonra göze özel bir mercek uygulanarak, femtolazer uygulaması gerçekleştiriliyor. Günümüzde kullanılan standart fako cerrahisinde ise bu işlem hekim deneyimine bağlı olarak mekanik cihazlar kullanılarak yapılıyor.
Multifokal lenslerle uygunlanmasıyla mümkün. Bu lensler çok odaklı olup hem yakını hem uzağı net gösterirler. FAKO cerrahisi sırasında gözün içindeki mercek alınarak yerine uzak ve yakını gösterebilen "multifokal lens" olarak adlandırılan bu özel mercekler konulabilmektedir. Bu merceklerde çeşitli halkalar yer alır. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlar. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olarak ameliyat sonrası uzak ve yakın gözlüklerinden kurtularak hem uzağı hem yakını rahatlıkla görür hale gelmektedir.

Her göz için multifokal lenslerin hastaya uygun olup olmadığının operasyon öncesi detaylı bir şekilde değerlendirilmesi ve özel ölçümlerin alınması gerekmektedir: ‘Hastanın mesleği ve aktiviteleri için uzağı mı yoksa yakını mı görmesi önemlidir?’ sorusunun yanıtı ameliyat öncesinde mutlaka bilinmelidir.
Ek olarak, mercek seçiminde, hastaların mesleği, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi çok önemlidir. Hastanın, şeker hastalığı, ileri göz tansiyonu veya retina hastalığı olmaması gerekir. Hasta seçiminde gözbebeği büyüklüğünün uygun olup olmaması da değerlendirilir.
Katarakt cerrahisi sırasında bulanıklaşan doğal göz merceği çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi mercek (intraoküler lens – IOL) yerleştirilir. Bu mercek, sadece kataraktı ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda hastanın görme kalitesini de belirleyici hale getirir. Bu nedenle doğru lens seçimi, ameliyatın başarısı kadar önemlidir. Günümüzde teknolojik gelişmeler sayesinde kişiye özel, farklı ihtiyaçlara hitap eden çok sayıda mercek seçeneği mevcuttur.
Monofokal Lensler: En klasik lens tipidir. Bu mercekler, tek bir odak noktasına sahiptir; genellikle uzak mesafeye odaklanacak şekilde yerleştirilir. Uzak görüş oldukça net olur, ancak yakın veya ara mesafelerde gözlük ihtiyacı devam edebilir. Okuma gözlüğü kullanmakta sakınca görmeyen hastalar için uygundur.
Multifokal (Çok Odaklı) Lensler: Multifokal lensler, farklı halkalar aracılığıyla hem uzak hem yakın mesafelerde net görüş sağlar. Bu lensler sayesinde hasta çoğu durumda gözlüksüz yaşayabilir. Ancak gece ışık yansımaları (halolar) veya kontrast hassasiyetinde azalma gibi görsel adaptasyon süreci gerekebilir.
Trifokal Lensler (Üç Odaklı Akıllı Lensler): En ileri teknolojiye sahip lens grubudur. Uzak, yakın ve orta (bilgisayar mesafesi) mesafede eş zamanlı olarak net görüş sunar. Modern yaşam tarzında, özellikle bilgisayar kullanan veya aktif çalışan kişiler için ideal bir tercihtir. Trifokal lensler sayesinde okuma, araç kullanma ve ekran başında çalışma sırasında ek gözlük ihtiyacı genellikle ortadan kalkar.
Torasik (Astigmat Düzeltici) Lensler: Astigmatizması olan kişilerde tercih edilir. Bu lensler, kataraktla birlikte korneal eğrilik kusurlarını da düzelterek görme kalitesini artırır. Torik lensler, hem monofokal hem de multifokal versiyonlarda bulunabilir ve astigmat düzeltmesi sayesinde net ve keskin bir görüş sağlar.
Katarakt olan kişiler genelde dünyayı sisli, buğulu bir camın arkasından bakıyormuş gibi görür. Yazılar net değildir, ışıklar dağılır ve özellikle gece görüşü belirgin şekilde bozulur.
Göz merceği zamanla şeffaflığını kaybeder. Bu da görmenin yavaş yavaş azalmasına, günlük işlerin zorlaşmasına ve özellikle okumada ciddi güçlük yaşanmasına neden olur.
Evet, olabilir. KOAH tek başına katarakt ameliyatına engel değildir. Ancak anestezi planlaması ve genel durum değerlendirmesi mutlaka dikkatli şekilde yapılır.
Evet, uzun süre ve kontrolsüz kullanılan kortizonlu göz damlaları katarakt oluşum riskini artırabilir. Bu nedenle mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
Evet, olabilir. Diyabeti olan hastalarda katarakt ameliyatı yapılabilir ancak kan şekeri kontrolü ve göz sağlığı detaylı şekilde değerlendirilmelidir.
Aktif göz enfeksiyonu olanlar, kontrolsüz ciddi göz içi iltihabı bulunanlar veya genel sağlık durumu ameliyatı kaldıramayacak kadar kötü olan hastalar için ameliyat ertelenebilir.
Görmede dalgalanma, ani bulanıklaşma, gece görüşünde bozulma ve bazen çift görme gibi şikâyetlerle kendini gösterir. Bazen hiçbir belirti vermeden de ilerleyebilir.
Kataraktı ilaçla geçirmek mümkün değildir. Erken dönemde gözlük geçici rahatlama sağlayabilir ama kesin çözüm cerrahidir.
Görme günlük yaşamı etkileyecek seviyeye düştüğünde tehlikeli hale gelir. Özellikle araç kullanmayı, yürümeyi ve bağımsız yaşamı zorlaştırmaya başladığında müdahale gerekir.
Evet, başlangıçta gözlük fayda sağlayabilir. Ancak katarakt ilerledikçe gözlük numarası değişse bile netlik tam olarak düzelmez.
Katarakt ilaçla geçmez. Tek kalıcı tedavi, bulanıklaşan merceğin ameliyatla alınması ve yerine yapay mercek yerleştirilmesidir.
Görmede yavaş yavaş azalma, ışıklarda parlamalar, renklerin solması ve sık gözlük değiştirme ihtiyacı en önemli belirtilerdir. Kesin tanı göz muayenesi ile konur.
Ameliyat sonrası gözün ovuşturulmaması, verilen damlaların düzenli kullanılması ve bir süre ağır egzersizlerden kaçınılması gerekir. Kontrolleri aksatmamak da iyileşme için çok önemlidir.
Katarakt ameliyatı genellikle 10–20 dakika arasında sürer. Hasta çoğu zaman aynı gün taburcu edilir ve kısa sürede günlük hayatına dönebilir.
Katarakt tedavisi zamanında yapılmadığında, görme keskinliği giderek azalır ve ilerleyen dönemlerde hasta neredeyse hiç göremez hale gelebilir. Görme kaybı günlük yaşamı doğrudan etkileyerek okuma, araç kullanma ve yüz tanıma gibi temel aktiviteleri imkânsız hale getirir. Ayrıca ileri evre katarakt, göz içi basıncının artmasına neden olarak glokom gibi kalıcı görme kaybına yol açabilecek diğer hastalıkların ortaya çıkma riskini de artırabilir. Bu nedenle, katarakt tanısı konulduğunda tedavi süreci geciktirilmemeli ve görme kalitesi düşmeden cerrahi planlanmalıdır.
Katarakt, genel olarak orta yaş ve üstü kişilerde görülen bir göz hastalığıdır. Ancak yeni doğan bebeklerde ve çocuklarda doğumsal olarak görülebilir. Ayrıca şeker hastalarında, böbrek hastalarında, uzun süre kortizonlu ilaç kullananlarda katarakt daha erken ortaya çıkabilir. Göze gelen bir darbe sonrası da katarakt görülebilir.
Kataraktın yol açtığı görme bozukluğu hastanın yaşam kalitesini bozuyorsa cerrahi planlanması uygun olur. Uygun hasta seçimi, cerrahi teknik, hekimin tecrübesi ve doğru mercek seçimiyle yapılacak bu operasyonlarda yüksek oranda başarı sağlanır.
Katarakt Ameliyatı Nedir? Nasıl Yapılır?
Katarakt Ameliyatı Ankara Fiyatları 2026
Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı
Torik (Astigmatlı) Göz İçi Mercekler
Trifokal Akıllı Lens, Ameliyatı Fiyatları
EDOF Lens
Katarakt Tedavisi AnkaraMerhaba, hocam öncelikle sol gözüm sağ gözüme göre daha kötü durumda ve birkaç yer ile görüştüğümde tarafıma astronomik rakamlar teklif ettiler muayene tetkiklerimi size göndermek istiyorum yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkürler.
Merhabalar. Geçmiş olsun. Tetkikler muayene bulguları le birlikte bir anlam ifade eder. Muayenenizi yapmadan sadece tetkikler ile bir şey söylemek doğru olmaz. Bilgi vermesi için sekreterimi yönlendiriyorum 0505 172 17 17 numaralı telefondan size ulaşacaktır.
Adanada kornea amleiyatı olduğum için ve üstüne katarak ameliyatını sadece balcalı hastanesi yapıyor siz bu ameliyatı şu anda gerçekleştirebiliyormusunuz
Evet Kornea nakilli gözlerde katarakt ameliyatı benim uzmanlık alanım. Gelirseniz ameliyat konusunda yardımcı olurum.
Kornea nakli oldum katarakt amaliyatı olabilir miyim normal insanlar gibi sayın hocam
Kornea nakli sonrası katarakt ameliyatı çok özellik gösterir. Hem kornea nakli hem de katarakt konusunda tecrübeli bir hekim tarafından yapılmasında yarar var.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri