
Katarakt, gözün içindeki doğal merceğin zamanla saydamlığını yitirip bulanıklaşması durumudur. Bunu anlamanın en kolay yolu şu benzetmedir: Camı kirlenmiş bir pencereden dışarıya bakmak gibi ışık geçer, ama net göremezsiniz.
Katarakt çoğunlukla yaşlanmayla birlikte ortaya çıkar; ancak bu durum yalnızca ileri yaşa özgü değildir. Doğuştan katarakt görülebildiği gibi, göze alınan bir darbe, uzun süreli ilaç kullanımı veya diyabet gibi sistemik hastalıklar da merceğin erken bulanıklaşmasına zemin hazırlayabilir.
Katarakt ameliyatı, göz merceğinde zamanla oluşan bulanıklığın cerrahi yöntemle temizlenerek yerine yapay bir göz içi merceğin yerleştirildiği modern ve güvenli bir tedavi işlemidir. Katarakt ilerledikçe görme giderek azalır, renkler soluklaşır ve günlük yaşam kalitesi düşer; bu noktada ilaçla tedavi mümkün olmadığı için en etkili çözüm cerrahidir.
Günümüzde genellikle damla anestezisi ile, dikişsiz ve kısa sürede tamamlanan bu operasyon sayesinde hastalar çoğu zaman aynı gün içinde net görmeye kavuşabilir. Katarakt ameliyatı, yalnızca görmeyi geri kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda yaşam konforunu belirgin şekilde artıran rutin ve yüksek başarı oranına sahip bir göz cerrahisi uygulamasıdır.
Kataraktın tek çözümü ameliyattır, ne gözlük numarası değiştirmek, ne damla, ne de ilaç bu bulanıklığı geri döndürebilir. Mercek bir kez saydamlığını yitirdi mi, tek yol onu değiştirmektir.
Peki ameliyat için "doğru zaman" ne zamandır? Bu sorunun cevabı aslında muayene masasında değil, günlük hayatınızın içinde saklıdır. Akşam trafiğinde karşı şeritten gelen far ışıklarının gözünüzü rahatsız etmeye başladığı an, elinizdeki kitabın satırlarını bir türlü netleştiremediğiniz o sinir bozucu anlar ya da TV karşısında gözlerinizi kısmadan ekrana bakamaz hale geldiğinizde, vücudunuz size bir şeyler söylüyordur.
Katarakt ameliyatı kararını ertelemek çoğu zaman görme kalitesini daha da düşürür ve yaşam kalitesini sessiz sedasız aşındırır. Oysa katarakt ameliyatı, günümüzde onlarca yıllık deneyimin üzerine inşa edilmiş, kısa ve güvenilir bir operasyondur. Üstelik akıllı lens teknolojisiyle birleştirildiğinde, yalnızca kataraktı tedavi etmekle kalmaz; ameliyat sonrası gözlüksüz bir yaşamın da kapısını aralar.
Katarakt ameliyatı öncesinde göz doktoru, hastanın göz sağlığını değerlendirir ve kataraktın şiddetini belirler. Ayrıca hastanın genel sağlık durumu da göz önünde bulundurularak ameliyat için uygunluk değerlendirilir. Bu aşamada aşağıdaki işlemler yapılabilir:
Katarakt ameliyatı, göz merceğinin bulanıklaşması sonucu bozulan görmeyi yeniden kazandırmak amacıyla yapılan, son derece hassas ve teknolojik bir cerrahi işlemdir. Günümüzde bu operasyon, mikrocerrahi teknikleri ve gelişmiş ultrasonik sistemler sayesinde ağrısız, dikişsiz ve yüksek başarı oranıyla uygulanmaktadır.
Ameliyat öncesinde hastanın gözü detaylı şekilde değerlendirilir; merceğin yapısı, gözün anatomik özellikleri ve yerleştirilecek göz içi lens (IOL) tipi belirlenir. İşlem günü, göz damlalarıyla yapılan lokal anestezi sayesinde hasta tamamen uyanık kalır, ancak ağrı veya rahatsızlık hissetmez.
Cerrahi sırasında gözün ön kısmına yaklaşık 2-3 milimetrelik mikro bir kesi yapılır. Bu kesiden özel bir prob yardımıyla bulanıklaşan doğal mercek, fakoemülsifikasyon adı verilen yöntemle ultrason enerjisi kullanılarak küçük parçalara ayrılır ve nazikçe dışarı alınır. Ardından, net görüşü yeniden sağlamak için saydam ve biyouyumlu bir yapay göz içi mercek bu boşluğa yerleştirilir. Bu mercek, ömür boyu gözde kalacak şekilde tasarlanmıştır ve vücut tarafından reddedilmez.
Ameliyat süresi genellikle 10 ila 20 dakika arasındadır. İşlem sonrasında dikiş gerektirmez, çünkü açılan mikroskobik kesi kendi kendine kapanır. Hasta birkaç saat göz bandıyla dinlendikten sonra evine dönebilir. Görme çoğu zaman ameliyattan sonraki ilk gün içinde belirgin biçimde düzelir; tam iyileşme ise birkaç hafta içinde tamamlanır.
Modern katarakt cerrahisi, yalnızca bulanıklığı ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda hastaya gözlüksüz bir yaşam konforu da sunabilir. Bu, yerleştirilen merceğin türüne bağlıdır: monofokal, multifokal, trifokal veya torik lens seçenekleriyle hem uzak hem yakın hem de orta mesafede net görüş elde etmek mümkündür.
Katarakt ameliyatında kullanılan yöntemler, yıllar içinde gelişerek daha güvenli ve etkili hale gelmiştir. Günümüzde katarakt ameliyatı için birkaç temel yöntem bulunmaktadır:
Çok ilerlemiş kataraktlarda, travma sonrası lens veya lens kapsülü hasar görmüşse, lensin tümüyle çıkarılması gerekebilir. Bu yöntemde, kataraktlı lens ve onu çevreleyen lens kapsülü, tek parça halinde gözden çıkarılır. İşlem sonrasında büyük bir kesi olduğu için gözde dikiş atılması gerekir ve iyileşme süreci daha uzun olabilir.
Femtosaniye lazer teknolojisi, katarakt ameliyatının belirli aşamalarında cerrahın geleneksel aletler yerine lazer kullanmasına olanak tanır. Bu lazer yöntemiyle son derece hassas ve kontrol edilebilir bir kesiler oluşturulur. Cerrahinin diğer aşamalarında ise fakoemülsifikasyon yöntemi kullanılır.
Bu yöntemde femtosaniye lazer şu aşamalarda kullanılır:
Femtosaniye lazer teknolojisi, yeni nesil göz içi lenslerle birlikte kullanılabilir. Bu lensler arasında multifokal, trifokal, EDOF ve torik lensler yer alır ve hastaların hem uzak, hem orta mesafe hem de yakın görme sorunlarını düzeltebilir.
Katarakt ameliyatında çıkarılan doğal lensin yerine farklı özelliklere sahip yapay lensler takılır. En yaygın lens türleri şunlardır:
Katarakt ameliyatı sırasında, doğal lensin yerine yerleştirilen göziçi lens (IOL),yalnızca katarakt nedeniyle kaybolan görmeyi geri kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda kırma kusurlarını düzeltir. IOL türleri arasında monofokal lensler (tek mesafede net görüş sağlar),multifokal IOL’ler (yakın, orta ve uzak görüş sağlar),EDOF IOL’ler (uzak ve orta mesafe görüşü sağlar) ve torik lensler (astigmatizmayı düzeltir) bulunmaktadır.
Katarakt ameliyatında göz içi lens seçimi, göz yapısı, hastanın görsel ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda yapılmalıdır. Bütçe, hastanın yaşam tarzı, meslek ve görme ihtiyaçları gibi faktörler, lens seçiminde önemlidir. Multifokal ve premium lensler genellikle daha pahalıdır ve sigorta kapsamında olmayabilir. Ayrıca, gözlük kullanımını azaltmak isteyenler için monovizyon gibi seçenekler de vardır. Göz hastalıkları olan kişiler için bazı lens türleri önerilmeyebilir.
Göz yapısı, özellikle kornea eğriliği veya retina durumu gibi faktörler lens seçiminde önemli bir rol oynar. Hastanın, görme beklentileri ve göz sağlığı durumu, lens türünü seçmede kritik etkendir. Ayrıca, hastanın gözlük kullanma tercihleri, aktif yaşam tarzı ve mesleki gereksinimleri de lens tercihini etkiler. Bu yüzden, GİL seçimi, hastanın bireysel ihtiyaçları ve doktorun önerisi doğrultusunda yapılmalıdır.
Bıçaksız Katarakt Ameliyatı adıyla da bilinen femtosaniye lazer yöntemi ile ameliyatın belli basamakları bilgisayarlı sistem tarafından doktor kontrolünde gerçekleşir. Her iki yöntemle de elde edilen ameliyat başarısı yüksek olmakla birlikte, lazer yöntemi ile yapılan ameliyatlar daha optimum ve hedefe yönelik sonuç vermektedir.
Dijital navigasyon sistemi katarakt cerrahisinde kullanılan teknolojilerden biridir. Cerrahın gözün anatomisini daha hassas bir şekilde değerlendirmesine ve işlemi daha doğru bir şekilde gerçekleştirmesine yardımcı olan bu teknoloji, gözün ön segmentini üç boyutlu (3D) olarak haritalar ve cerrahın göz içindeki lensi doğru bölgeye doğru açıyla yerleştirilmesi için rehberlik eder. Dijital navigasyon, özellikle astigmatlı hastalarda ve premium lenslerde gözün yapısal özelliklerini daha iyi anlamak ve göz içi lens yerleştirme açısını optimize etmek için kullanılır. Dijital navigasyon sisteminin kullanımı, hastaların görme kalitesini iyileştirebilir ve daha hızlı iyileşmelerine yardımcı olabilir.
Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır:
Teknik olarak evet, ama asıl soru "yapılabilir mi" değil, "yapılmalı mı" sorusudur.
Her iki gözü aynı seansta ameliyat etmenin bazı pratik avantajları vardır. Hastane ziyareti tek sefere iner, genel anestezi alınacaksa tekrar anestezi gerekmez ve iyileşme süreci daha kısa sürede tamamlanabilir. Özellikle yurt dışından gelen, hastaneye tekrar gelme imkânı olmayan ya da ambulansla nakledilen hastalarda bu yaklaşım tercih edilebilir.
Buna karşın ayrı ayrı ameliyat etmenin de güçlü gerekçeleri vardır. Göz içi mercek ölçümleri ne kadar hassas yapılırsa yapılsın, küçük sapmalar yaşanabilir. İlk gözün sonucuna bakarak ikinci gözde ince ayar yapmak, daha isabetli bir sonuç anlamına gelir. Bunun yanı sıra katarakt cerrahisindeki en büyük kaygılardan biri olan enfeksiyon riski, her iki gözün aynı anda ameliyat edilmesiyle teorik olarak artış gösterebilir. Bu nedenle iki göz aynı seansta ameliyat edilecekse her şeyin — malzeme, set, ekipman — baştan sona yenilenmesi şarttır; her iki göz adeta iki ayrı hasta gibi değerlendirilmelidir.
Retina problemi, ileri kuru göz veya başka ciddi göz hastalıkları varlığında ise iki gözü aynı anda ameliyat etmek doğru bir yaklaşım değildir.
Sonuç olarak bu karar, herkese uyan tek bir cevabı olmayan, tamamen kişiye özel bir değerlendirmedir. Cerrahınızla açık bir şekilde konuşmak ve kendi koşullarınızı masaya yatırmak, en doğru kararı vermenin tek yoludur.
Evet, değişir, ve çoğu zaman bu değişim olumlu yönde olur. Ameliyat sırasında göze yerleştirilen yeni mercek, önceki gözlük numaranızı da büyük ölçüde düzeltebilir. Standart tek odaklı lens tercih edilmişse ameliyat sonrası okuma gözlüğüne ihtiyaç duyulabilir; ancak akıllı lens kullanıldıysa çoğu hasta gözlüksüz yaşamaya devam eder. Kesin numara ise gözün yeni merceğe alışmasının ardından, genellikle 4-6 hafta sonra netleşir.
Pek çok hasta ameliyat öncesinde gereksiz yere endişelenir; oysa katarakt ameliyatı, göz cerrahisinin en güvenli ve en sık uygulanan operasyonlarından biridir. Ortalama 15-20 dakika sürer, genel anestezi gerektirmez ve ameliyat sırasında ağrı hissedilmez. Deneyimli bir cerrah ve doğru klinik koşullarında, hastaların büyük çoğunluğu ameliyat günü ayakta taburcu olur.
Diyabet, kataraktın hem daha erken hem de daha hızlı gelişmesine neden olabilen önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle şeker hastalarında ameliyat ihtiyacı daha sık karşımıza çıkar. Kan şekeri kontrol altındaysa ve retinada ileri bir hasar yoksa ameliyat güvenle uygulanabilir. Ancak ameliyat öncesinde kan şekeri değerlerinin belirli bir dengeye oturtulmuş olması, hem operasyonun hem de iyileşme sürecinin seyrini doğrudan etkiler.
Katarakt kendi haline bırakıldığında durmaz, ilerler. O "idare ediyorum" dediğiniz bulanıklık zamanla günlük hayatı ciddi ölçüde kısıtlayan bir görme kaybına dönüşebilir. Ameliyat ertelendikçe mercek sertleşir, operasyon zorlaşır ve iyileşme süreci uzayabilir. Üstelik düşük görüşle geçen her gün düşme riskini artırır, sosyal yaşamı daraltır; bazı hastalarda ise göz tansiyonunu tetikleyerek yeni sorunlara kapı aralar. Katarakt, "bekleyince geçen" türden bir sorun değildir.
Katarakt ameliyatı sonrasında hastaların çoğu, ameliyatın ertesi günü görmelerinde belirgin bir iyileşme fark ederler. Tam iyileşme süreci birkaç hafta sürebilir. Ancak, bazı hastalar görme kalitesinde daha yavaş bir iyileşme yaşayabilir. Ameliyat sonrasında görme netliği, kullanılan göz içi lensin türüne ve hastanın genel göz sağlığına göre değişkenlik gösterebilir.
Katarakt ameliyatı sonrası iyileşme süreci genellikle oldukça hızlıdır. Çoğu hasta, ameliyattan sonraki 1–2 gün içinde görüşlerinde belirgin bir netleşme fark eder. Ancak gözün tamamen iyileşmesi ve görmenin stabil hale gelmesi genellikle 3 ila 4 hafta sürer. Bu süreçte göz, yeni yerleştirilen yapay merceğe uyum sağlar ve dokular kendini yeniler.
İlk birkaç gün hafif bulanıklık, ışığa hassasiyet veya sulanma gibi geçici şikayetler görülebilir, ancak bunlar normaldir. Hastalara genellikle birkaç gün dinlenmeleri, gözü ovuşturmaktan kaçınmaları ve enfeksiyon riskine karşı hijyene dikkat etmeleri önerilir. Tam iyileşme tamamlandığında, çoğu hasta kalıcı olarak net ve parlak bir görmeye kavuşur.
Katarakt ameliyatı sonrasında verilen göz damlaları, iyileşme sürecinin en önemli parçasıdır. Bu damlalar genellikle antibiyotik, kortikosteroid ve antiinflamatuar içerir; enfeksiyon riskini azaltır, iltihabı kontrol eder ve iyileşmeyi hızlandırır. Kullanım süresi hastanın göz yapısına ve iyileşme hızına göre değişse de genellikle 3 ila 4 hafta devam eder. İlk hafta içinde damlalar daha sık (örneğin günde 4 kez) kullanılırken, sonraki haftalarda doz yavaş yavaş azaltılır. Damlaların düzenli kullanımı, komplikasyonların önlenmesi ve ameliyatın uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir. Tedavi tamamlanmadan önce damlaları kendi kendine bırakmak, enfeksiyon veya iltihap riskini artırabilir.
Katarakt ameliyatı genellikle 15-20 dakika sürer. Bu süre, cerrahın tecrübesine, kullanılan teknolojiye ve kataraktın sertliğine, yapısına ve beraberinde başka yapısal problemlerin olup olmadığına bağlı olarak değişebilir. İşlem sonrası kısa bir dinlenme süresiyle birlikte hasta genellikle aynı gün evine dönebilir.
Katarakt tedavi edilmediğinde, hastalık zamanla ilerler ve görme kalitesi giderek bozulur. Başlangıçta yalnızca bulanıklık veya ışık hassasiyeti gibi hafif belirtiler görülürken, ilerleyen dönemde görme ciddi şekilde azalabilir hatta tamamen kaybolabilir. Kataraktın ilerlemesiyle birlikte göz merceği sertleşir ve şeffaflığını tamamen yitirir, bu da günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırır.
Ameliyat geciktirildiğinde şu riskler ortaya çıkabilir:
Sonuç olarak, katarakt yalnızca görme bozukluğu değil, tedavi edilmediğinde geri dönüşsüz komplikasyonlara yol açabilecek ilerleyici bir hastalıktır. Erken dönemde yapılan ameliyat, hem görme kalitesini hızla geri kazandırır hem de ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek riskleri tamamen ortadan kaldırır.
Katarakt, genellikle yaşa bağlı olarak gelişir ve görüşü ciddi şekilde etkileyen ve yaşam kalitesi düşmüş çoğu kişiye güvenle uygulanabilir.
Ameliyat, görme kalitesini ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlar. Ancak, ciddi göz enfeksiyonu, ileri düzeyde göz tansiyonu veya retina hastalıkları gibi bazı göz rahatsızlıkları olan hastalarda ameliyatın riskleri artabilir. Ayrıca genel sağlık durumu kötü olan, özellikle kontrolsüz diyabet, yüksek tansiyon veya kalp rahatsızlıkları gibi sorunları olan hastalarda da dikkatli değerlendirme yapılmalıdır.
Katarakt ameliyatının başarısı büyük oranda gözün genel sağlığına bağlıdır, bu yüzden her hasta doktor tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir. Göz yapısının durumuna, genel sağlığına ve kataraktın ilerleme seviyesine göre kişiye özel karar verilir.
Katarakt ameliyatı sonrasında hasta memnuniyetsizse, tekrar ameliyat genellikle yapılmaz, ancak sorunun kaynağına göre ek müdahaleler mümkündür. Eğer lens tam olarak oturmamışsa ya da yan etkiler varsa, göz içi lens değişimi düşünülebilir. Görme sorunları, lens dışında bir nedenden kaynaklanıyorsa, örneğin posterior kapsüler opaklaşma (ikincil katarakt) gelişmişse, bu durum lazerle (YAG lazer kapsülotomi) kolayca düzeltilebilir. Ayrıca, kırma kusurları varsa, gözlük, lens veya lazerle düzeltilebilir. Her durumda, cerrah, sorunu değerlendirerek en uygun çözümü belirler.
Evet, glokom hastalarına katarakt ameliyatı yapılabilir, ancak ameliyat çok daha dikkatli bir şekilde planlanmalıdır. Katarakt ve glokom birlikte görüldüğünde, göz içi basıncını artırmamak ve gözdeki sinir hasarını önlemek için özel önlemler alınır. Ameliyat sırasında kullanılan teknikler ve göz içi lens seçimi, glokomun durumuna göre belirlenir. Bazı durumlarda, katarakt ameliyatı ile birlikte glokom ameliyatı da yapılabilir, böylece her iki sorunu aynı anda tedavi etmek mümkün olabilir. Ameliyat kararı, kataraktın derecesi, glokomun şiddeti ve hastanın genel göz sağlığı değerlendirilerek göz doktoru tarafından verilir.
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) olan hastalarda katarakt ameliyatı yapılabilir, ancak dikkatli bir değerlendirme gereklidir. Katarakt ameliyatı, görme kaybını azaltabilir ve görme kalitesini iyileştirebilir, ancak sarı nokta hastalığına bağlı, retinada bir hasar söz konusu olduğu için bu hastalığın ilerlemesi ve görme kaybı ameliyatla durdurulamaz. Ameliyat öncesi, sarı nokta hastalığının mevcut durumu ve ilerleme riski hakkında tam bir değerlendirme yapılır. Eğer sarı nokta hastalığı aktif değilse ve gözdeki katarakt görmeyi ciddi şekilde etkiliyorsa, ameliyat yapılabilir. Ancak, sarı nokta hastalığı ileri düzeyde ise, katarakt ameliyatının görmeye etkisinin sınırlı olabileceği hastaya anlatılmalıdır.
Evet, devlet hastanelerinde katarakt ameliyatı, SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) kapsamındaki sigortalı bireyler için genellikle tamamen karşılanır. Devlet hastanesinde yapılan katarakt ameliyatı, hastanın sigorta kapsamında olduğu sürece, ek ücret talep edilmeden gerçekleştirilebilir. SGK, genellikle standart monofokal (tek odaklı) lens ve klasik cerrahi yöntemle yapılan ameliyatları karşılar.
Katarakt ameliyatı genellikle güvenli bir cerrahidir, ancak her cerrahi işlemde olduğu gibi nadir de olsa bazı riskler bulunmaktadır. Bunlar:
Katarakt ameliyatı olanlarda yeniden katarakt oluşmaz. Bir kez katarakt ameliyatı olduktan sonra kataraktın tekrar oluşması söz konusu değildir. "Gözüme tekrar katarakt geldi" şeklinde yanlış tabir edilen durumda göz merceğinin üstüne yerleştirildiği kapsül kısmının kalınlaşarak görmeyi azaltması söz konusudur. Bu ikincil katarakt olarak isimlendirilse de aslında gerçek bir katarakt değildir. Bu oluşum YAG lazerle 30 saniye içinde kolayca tedavi edilebilir.
Bazı hastalarda kendi kendine veya travma sonucu göze konulan mercek yer değiştirebilir, kayabilir, bu durumda ikinci bir ameliyatla kayan mercek çıkartılır yerine yeni bir mercek konulur.
Katarakt ameliyatından haftalar, aylar ya da yıllar sonra görmeniz bulanıklaşabilir veya puslu hale gelebilir. Bu olağan bir durumdur. Bu duruma "arka kapsül opaklaşması (veya arka kapsül kalınlaşması)" adı verilir. Ayrıca bu duruma "ikincil katarakt" ya da "arka kapsül kesafeti" de denir. Bu durum, "arka kapsül" adı verilen bir zarın bulanık hale gelmesiyle meydana gelir. Arka kapsülü şeffaf bir cep gibi olup, göz içi lensinizi yerinde tutar. Aynı zamanda bir zamanlar gözünüzün doğal lensini de (katarakta dönüşen lensi) yerinde tutan zardır.
Arka kapsülün kalınlaşması ve opaklaşması lens kapsülünün daha az ışık geçirmesine ve görme azalmasına neden olur. Işıklı ortamlarda görme kalitesinde bozulmaya ve ışık saçılmalarına neden olabilir. Görmenizde bulanıklık oluştuğunu fark ederseniz, lazer işlemi yapılması gerekebilir. Lazer, bulanık kapsülde pencere şeklinde bir açıklık oluşturur ve bu işleme "arka kapsülotomi" (veya YAG lazer kapsülotomi) denir. Bu işlem, net görüşü yeniden kazanmaya yardımcı olur.
Katarakt ameliyatı, dünya çapında en yaygın yapılan cerrahi işlemlerden biridir ve genellikle yüksek başarı oranına sahiptir. Göz içi lensler ile birlikte, hastalar katarakt nedeniyle kaybettikleri görme yetilerini geri kazanabilirler. Aynı zamanda günlük aktiviteleri daha güvenli bir şekilde yapabilirler. İyi bir hasta yönetimi ve doğru tedavi ile hastalar hızlıca normal yaşamlarına dönebilirler.
Katarakt Ameliyatı öncesi hekim önerisiyle koruyucu antibiyotikli damlalar ve suni gözyaşları başlanabilir. Bunun dışında günlük hayata devam edilebilir.
Katarakt ameliyatı sonrası 10 gün boyunca duş alırken hastanın gözüne su gelmemesi gerekir. Eğilmek, ağır yük kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Önerilen damlalar düzgün şekilde damlatılmalıdır. Göze darbe veya göz üzerine yatılmasından kaçınılmalıdır.
Operasyon sonrası kuru göz ile ilişkili şikayetler artabilir. Buna bağlı olarak gözde batma, yanma yakınmaları oldukça sık karşılaşılan durumlardır. Suni gözyaşı kullanımı bu yakınmaları önemli ölçüde engeller veya hafifletir.
Bu mercekler kullanıldığında ameliyat sonrasında yakın ve uzak gözlüğü kullanmaya genel olarak gerek kalmaz.
Ameliyat edilmeden uzun süre beklemiş kataraktlar ciddi görme kaybı ve körlüğe yol açabilir. Beklemiş kataraktlarda, merceğin yapısının bozulması, bağlarının zayıflaması ve merceğin çok sertleşmesi nedeniyle yapılacak ameliyat çok daha riskli hale gelir.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri