
Katarakt veya akıllı lens ameliyatı sonrasında bazı hastalar ameliyatın teknik olarak başarılı geçtiğini öğrenmelerine rağmen görmelerinin istedikleri kadar net olmadığını fark edebilir.
Yapılan kontrollerde yerleştirilen lensin doğru pozisyonda olduğu ve retina muayenesinin normal olduğu ifade edilmesine rağmen hasta günlük yaşamında görmenin dalgalandığını, özellikle okuma sırasında zorlandığını veya gece ışıklarının etrafında saçılma olduğunu hissedebilir.
Güncel klinik yaklaşımlarda bu durumun önemli nedenlerinden birinin ameliyat öncesi veya sonrası dönemde göz yüzeyinin yeterince stabil olmaması ve kuru göz varlığıdır.
Ameliyat sonrasında bazı hastalar görmelerinin net olmasına rağmen görüntü kalitesinin istedikleri kadar iyi olmadığını hissedebilir. Bu durum özellikle uzun süre okuma sırasında zorlanma, gece ışıklarının etrafında saçılma veya görmenin gün içinde değişmesi şeklinde kendini gösterebilir. Ameliyat öncesinde farkedilmeyen düzeyde mevcut olan kuru göz ve göz yüzeyi problemleri cerrahi sonrası dönemde daha belirgin hale gelebilir ve görme kalitesini etkileyebilir.
Gözümüzün en dış tabakasını kaplayan gözyaşı filmi, optik sistemin ilk kırıcı yüzeyini oluşturur. Gözyaşı filminin stabilitesinin bozulması durumunda kornea yüzeyinde mikroskobik düzensizlikler oluşabilir. Bu düzensizlikler ışığın kornea üzerinden düzensiz kırılmasına neden olarak retinaya ulaşan görüntünün kalitesini azaltabilir.
Trifokal ve EDOF gibi çok odaklı optik sistemlere sahip lensler ışığı birden fazla odak noktasına dağıtarak farklı mesafelerde görme sağlamayı hedefler. Bu optik sistem stabil bir gözyaşı filmi gerektirir. Göz yüzeyinde kuruluk veya düzensizlik bulunması durumunda kontrast duyarlılıkta azalma, ışık saçılması veya görmede dalgalanma gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Göz yüzeyindeki düzensizlikler ve kuru göz premium intraoküler lens implantasyonu sonrası hasta memnuniyetini doğrudan etkileyebilir.
Ameliyat öncesinde yapılan biyometrik ölçümler yerleştirilecek lensin gücünü ve astigmatizma düzeltmesini belirler. Ancak göz yüzeyi stabil değilse ölçümlerde değişkenlik oluşabilir. Bu durum lens gücünün hatalı hesaplanmasına veya torik (astigmat) lens ekseninin tam belirlenememesine neden olabilir ve ameliyat sonrası görme kalitesini etkileyebilir.
IPL tedavisi özellikle meibom bez disfonksiyonuna bağlı evaporatif (buharlaşma) tipte kuru göz hastalığında uygulanan girişimsel bir yöntemdir. Meibom bezlerinin fonksiyonunun bozulması gözyaşının lipid tabakasının incelmesine ve gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına yol açabilir. Bu durum göz yüzeyinde inflamatuar değişikliklere neden olabilir.
IPL tedavisinin kapak kenarındaki inflamasyonu azaltmaya ve meibom bez fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
Belirgin kuru göz problem olan hastalarda IPL tedavisi ameliyat öncesi dönemde göz yüzeyinin stabilize edilmesine yardımcı olmak amacıyla planlanabilir. Göz kuruluğunun tedavisi ve göz yüzeyinin daha stabil hale getirilmesi ameliyat öncesi ölçümlerin doğruluğunu artırabilir ve cerrahi sonuçlarının öngörülebilirliğini olumlu etkiler.
Kronik göz kuruluğu öyküsü olan, uzun süre ekran kullanan, kontakt lens kullanmış, oküler rozasea tanısı bulunan veya muayenede meibom bez disfonksiyonu saptanan hastalarda IPL tedavisi ameliyat öncesi dönemde göz yüzeyinin stabilize edilmesine ve kuru gözün tedavi edilmesine yardımcı olabilir.
Kuru göz hastalığı çoğu zaman multifaktöriyel bir durumdur. Bu nedenle bazı hastalarda IPL tedavisi, meibom bezlerinin içindeki tıkanmış sekresyonun kontrollü ısı ve basınç yardımıyla boşaltılmasını sağlayan LipiFlow tedavileri ile desteklenebilir. Gözyaşı üretiminin yetersiz olduğu durumlarda punktum tıkaç uygulaması gözyaşının göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasına yardımcı olabilir. Daha ileri göz yüzeyi problemleri olan hastalarda ise hastanın kendi kanından elde edilen otolog serum damlalar kornea epitelinin iyileşmesini destekleyebilir.
Ameliyat sonrası dönemde bazı hastalarda görmede dalgalanma, ışık saçılması veya göz yorgunluğu hissedilebilir. Bu şikayetler cerrahiden değil, ameliyatın göz yüzeyinde oluşturduğu geçici etkiden kaynaklanabilir.
Kuru gözün tedavi edilmesi ve göz yüzeyinin stabil hale getirilmesi yerleştirilen lensin optik performansının daha iyi olmasına yardımcı olabilir. IPL ve gerektiğinde LipiFlow, punktal tıkaç veya otolog serum gibi destekleyici tedaviler bazı hastalarda ameliyat sonrası görme kalitesinin iyileşmesine katkıda bulunabilir.
Tedavi planı göz kuruluğunun derecesine ve göz yüzeyinin durumuna göre kişiye özel olarak belirlenir. Bu nedenle her hastada aynı tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekli olmayabilir.
Sonuç: Katarakt, akıllı lens veya saydam lens cerrahisinde başarı yalnızca iyi cerrahi ve doğru lens seçimi ile sınırlı değildir. Sağlıklı ve stabil bir göz yüzeyi cerrahi başarının önemli bir parçasıdır.
Katarakt ameliyatı planlıyorsanız, akıllı lens düşünüyorsanız veya ameliyat sonrası görme kalitenizin beklentinizin altında olduğunu hissediyorsanız göz yüzeyinizin ayrıntılı değerlendirilmesi ve gerekiyorsa tedavisi cerrahi sonuçların öngörülebilirliği açısından önem taşıyabilir.
Gerekli görülen hastalarda ameliyat öncesi uygulanabilir.
Ameliyat sonrası dönemde kuru göz tedavisi ve göz yüzeyinin stabilizasyonuna yardımcı olmak amacıyla planlanabilir.
Kuru göz tedavisi ve göz yüzeyinin stabil hale getirilmesi bazı hastalarda görme kalitesinin artmasına katkıda bulunabilir.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri