
Yüksek tansiyonunuz, diyabetiniz ya da kolesterol yüksekliğiniz varsa, bu durum yalnızca kalp sağlığınızı değil, görme sağlığınızı da etkileyebilir.
Gözümüzün görmeyi sağlayan en önemli yapıları olan retina ve görme siniri, sağlıklı çalışabilmek için düzenli ve yeterli bir kan dolaşımına ihtiyaç duyar. Bu dokular vücudumuzda en fazla oksijen tüketen yapılar arasında yer aldığı için, damar sağlığındaki değişikliklere karşı oldukça hassastır.
Kalp ve damar hastalığı riskini artıran sistemik durumlar zaman içinde göz içindeki ince damar yapısını etkileyebilir. Bu durum başlangıçta herhangi bir belirti vermeyebilir; ancak ilerleyen dönemlerde retina ve görme sinirinde hasara yol açarak görme kaybı ile sonuçlanabilecek hastalıkların gelişimine zemin hazırlayabilir.
Yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımı gibi kalp-damar hastalığı riskini artıran faktörler yalnızca kalp ve beyin damarlarını değil, göz içindeki hassas damar ağını da etkileyebilir.
Bu risk faktörlerine bağlı olarak gelişen damar sertliği ve dolaşım bozukluğu, retina ve görme sinirine ulaşan kan akımının zaman içinde azalmasına neden olabilir. Göz içindeki damar yapısı oldukça hassas olduğu için, dolaşımdaki küçük değişiklikler bile uzun vadede retina dokusunun yeterince beslenememesine ve işlevinin bozulmasına yol açabilir.
Maküla bölgesi keskin ve net görmeden sorumludur ve sağlıklı çalışabilmesi için yoğun bir kan dolaşımına ihtiyaç duyar. Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği, bu bölgeye ulaşan kan akımını azaltarak retina hücrelerinin yeterince beslenememesine neden olabilir.
Bu durum zaman içinde merkezi görmenin azalması ile sonuçlanabilir. Hastalar çoğu zaman okuma sırasında zorlanma ya da yüzleri seçmede güçlük gibi şikayetler tarif eder.
Diyabet, retina damarlarını doğrudan etkileyen en önemli sistemik hastalıklardan biridir. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, retina damarlarının duvar yapısını zayıflatabilir ve damar geçirgenliğini artırabilir.
Bu durum retinada sıvı birikmesine ve görme kalitesinin azalmasına neden olabilir. Hastalık ilerlediğinde göz içinde kanamalar veya yeni ve sağlıksız damar oluşumları gelişebilir ve bu durum kalıcı görme kaybı riskini artırabilir.
Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği, retina damarlarında pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabilir. Damarın tıkanması sonucunda retina dokusuna yeterli oksijen ulaşamaz ve bu durum kısa sürede görme fonksiyonunun bozulmasına neden olabilir.
Bu tür hastalar genellikle ani gelişen görme kaybı ile başvurur.
Glokom çoğunlukla göz içi basıncı ile ilişkilendirilse de, bazı hastalarda asıl sorun görme sinirine ulaşan kan akımının azalmasıdır.
Kardiyovasküler risk faktörlerine bağlı olarak gelişen dolaşım bozukluğu, optik sinirin yeterince beslenememesine neden olabilir. Bu durum özellikle normal basınçlı glokom olarak bilinen hastalık tipinde önemli bir rol oynar.
Yani göz içi basıncı normal olsa bile, görme sinirine giden kan akımındaki azalma ilerleyici görme kaybına yol açabilir.
Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon, retina damarlarında daralma ve hasara yol açabilir.
Bu durum retina kan akımını azaltarak zaman içinde görmede bulanıklık ya da görme alanında daralma gibi şikayetlerle kendini gösterebilir.
İskemik optik nöropati, görme sinirine giden kan akımının ani şekilde azalması sonucu gelişen bir hastalıktır.
Çoğu zaman hasta sabah uyandığında bir gözünde ani ve ağrısız görme kaybı fark eder. Bunun nedeni, özellikle gece saatlerinde düşen kan basıncına bağlı olarak görme sinirini besleyen küçük damarların yeterli kan akımını sağlayamamasıdır.
Hipertansiyon, diyabet ve damar sertliği gibi kardiyovasküler risk faktörleri bu hastalığın gelişiminde önemli rol oynayabilir.
Tansiyonun, kan şekeri seviyesinin ve kolesterol düzeylerinin kontrol altında tutulması yalnızca kalp-damar hastalığı riskini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda göz içindeki damar yapısının korunmasına da yardımcı olabilir.
Retina ve görme sinirine ulaşan kan akımının sağlıklı kalması, ileride gelişebilecek görme kaybı riskini azaltabilir.
Görmede ani azalma, görüntüde bulanıklık, düz çizgileri eğri görme, görme alanında karanlık bölgeler fark edilmesi ya da sabah uyanıldığında tek gözde ani görme kaybı gibi durumlar, retina veya görme siniri dolaşımını etkileyen bir sorunun habercisi olabilir ve acil değerlendirme gerektirebilir.
Sonuç olarak: Kalp ve damar sağlığını korumaya yönelik alınan önlemler yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. Görme sağlığı da bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Çünkü görmemizi sağlayan yapıların sağlığı, büyük ölçüde onları besleyen damarların sağlığına bağlıdır.
Sağlıklı damarlar, sağlıklı bir görmenin temelidir.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri