
Alerjik konjonktivit, gözün beyaz kısmını ve kapaklarının içini örten konjonktiva adı verilen zar tabakasının gözü tahriş eden alerjen maddelere karşı gelişen reaksiyonudur.
Göz alerjisi veya tıbbi adıyla alerjik konjonktivit oldukça sık görülen bir hastalıktır. Gözde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma en önemli belirtileridir.
Alerjik konjonktivitte diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi genetik özellikler ve çevre etkileşimi rol oynamaktadır. Sıklıkla vücuttaki diğer alerjik durumlarla birlikte görülür.
Alerjik konjonktivit dış ortamdan gelen alerjenlerin göz kapağının iç yüzünde bulunan ve alerjik reaksiyona sebep olduğu bilinen salgı hücrelerini (mast hücreleri) uyarması sonucu oluşur.
Çocuklarda ve adölesan çağında daha sık görülmektedir. Daha ileri yaşlarda görülme sıklığı giderek azalır.
Potansiyel alerjen maddeler arasında polen, hayvan tüyü, kimyasal kokular, ev tozları ve küf bulunmaktadır. Eğer konjonktivit polenlerden kaynaklanıyorsa genellikle mevsimseldir. Alerjik neden hayvan tüyü, küf ve toz ise bazen alerjik krize neden olabilir. Bazı kişilerde belirli göz damlalarına veya kontakt lens solüsyonlarına karşı da alerjik konjonktivit gelişebilir.
Beş farklı alerjik konjonktivit tipi vardır.

En sık rastlanan alerjik göz hastalığı olup, tüm alerjik konjonktivitlerin yaklaşık olarak yarısı bu gruptadır. Mevsimsel alerjik konjonktivit genellikle çocuklarda özellikle bahar ve yaz aylarında görülür. Göz kapaklarında şişlik, kaşıntı, yanma, gözde ve burunda sulanma olur. Göz altında koyu renk halkalar görülebilir.
Her yıl bahar aylarında tekrarlar. Hastalarda sıklıkla hem ailede alerji öyküsü vardır, hem de hastanın kendisinde saman nezlesi (alerjik rinit),astım gibi alerjik hastalıklar bulunabilir.
En sık neden, çayır otu polenleridir. Polen mevsimi bittiğinde kendiliğinden düzelir.

Pereniyal, kelime anlamı olarak yıl boyunca süren demektir. Pereniyal alerjik konjonktivitte şikayetler tüm yıl boyunca devam eder, mevsimsel değişiklik göstermez.
Bu tipteki konjonktivitte belirti ve bulgular mevsimsel alerjik konjonktivite benzer olup daha hafif seyreder. En sık nedenler akarlar, mantarlar, ev tozu, kuş tüyleri gibi daha çok organik kökenli ve mevsimsel özellik göstermeyen alerjenlerdir.
Gözlerde kaşıntı, yanma ve ışık hassasiyeti belirgindir.
Tedavi mevsimsel alerjik konjonktivitte olduğu gibidir (bkz. Tedavi bölümü). Verilen ilaçların uzun süreli kullanılması gerekebilir.
Gözün saydam tabakası olan kornea ve konjonktivayı tutabilen vernal konjonktivit genellikle çocukluk döneminde, 10 yaş öncesinde başlar ve 20’li ve 30’lu yaşlarda sıklığı giderek azalır.

Erkeklerde daha sıktır. Vernal konjonktivitte genellikle hastada veya ailede alerjik hastalık hikayesi mevcuttur. Vernal konjonktivit sıklıkla sıcak ve kuru iklimli bölgelerde görülür. Ülkemizde de sık görülmektedir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bir veya çok sayıda alerjenle oluşuyor olabilir.
Vernal konjonktiviti olan çocuklarda kornea tutulumuna bağlı görme azlığı ortaya çıkabilir. Bu hastalarda korneanın yapısal bir hastalığı olan keratakonus'un gelişme riski de artar. Vernal konjonktivitte alerji damla tedavisinin uzun süreli kullanılması gerekebilir.
Genellikle ailesel veya bireysel olarak atopik dermatit, astım, alerjik rinit, besin alerjisi gibi alerjik hastalık belirtileri gösteren kişilerde görülür. Göz belirtileri, genellikle diğer alerjik hastalıkların ortaya çıkmasından birkaç yıl sonra gelişir ve vernal keratokonjonktivite benzer şekildedir. Göz kapakları sıklıkla etkilenir. Göz kapaklarının cildi kızarık, kalınlaşmış ve pul pul olmuştur. Gözün saydam tabakası olan korneanın etkilenmesine bağlı görme azalması ve kaybı gelişebilir. Tedavisi vernal keratokonjonktivitte olduğu gibi uzun sürelidir. Kirpik diplerinin temizliği ve hijyeni önemlidir. Cilt tutulumu için ağızdan ilaç tedavisi gerekebilir.
Dev papiller konjonktivit, kontakt lenslere veya kontakt lens temizlik ve bakım ürünlerine karşı gelişebilir. Bazen göze konan bazı protez veya göz ve çevre dokularında kullanılan dikiş malzemeleri de bu tabloyu oluşturabilmektedir. Hastalar kontakt lens taktıklarında rahatsız olduklarından yakınırlar veya kontakt lenslerini kullanamazlar. Dev papiller konjonktivit oluşumunda mekanik tahrişin önemli bir yeri vardır. Tedavisinde bu tabloya yol açan etken ortada n kaldırılmalı, antialerjik ilaçlar kullanılmalıdır.
Hastalardaki en belirgin bulgular kaşıntı, kızarıklık ve sulanmadır. Kaşıntı yoksa alerji düşünülmemelidir. Bunun yanı sıra ışık hassasiyeti, yanma, yabancı cisim hissi ve çapaklanma görülür. Göz kapaklarında şişme, hafif düşüklük ve göz kapağının iç kısmında kızarıklık görülebilir.
Şikayetler akşam saatlerinde, açık havada vakit geçirildikten sonra, alerjene fazla maruz kalınmasından ötürü artar. Göz ile ilgili şikayetlerin yanı sıra burun akıntısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı, astım ve alerjik egzamaya ait belirtiler de olabilir.
Hastalığın tanısı, ayrıntılı öykü ve detaylı göz muayenesi ile konur. Öyküde gözlerde kaşıntı, kızarıklık sulanma belirtilerinin olması bu bulguların bahar ve yaz aylarında tekrarlaması tanı açısından önemlidir.
Alerjik konjonktivit başka göz hastalıklarıyla benzer belirtileri paylaştığı için doğru tanının konulması önemlidir. Örneğin göz alerjisi ile göz enfeksiyonu, benzer belirtilere sahip, ancak farklı tıbbi nedenlere dayanan farklı durumlardır. Alerjik konjonktivit diğer konjonktivitlerin aksine kişiden kişiye yayılmaz. Göz doktorlarının hastalığın hangisi olduğunu anlamak ve enfeksiyon ile alerji arasındaki farkı ayırt etmek için mikroskopla muayene etmeleri gerekir. Muayenede gözde kızarıklığın yanı sıra gözkapağının içinde alerjik konjonktivit nedeniyle oluşan kabarıklıklar saptanır.
Allerji deri testinin belirgin ve tekrarlayıcı alerjik konjontiviti olan hastalarda yapılması uygundur. Deri testinde çeşitli alerjen maddeler deri altına verilerek bu maddelere karşı vücudun oluşturduğu alerjik cevap incelenir.
Kan testinde ise vücutta alerjik reaksiyon sonucu oluşan immunglobulin E antikorları test edilir.
Tedavide temel prensip alerjiye neden olan etkenden uzak durmaktır.
Alerjik konjonktivitten korunmak için koruyucu önlemler:
Alerjik konjonktivit, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve şişlikle kendini gösteren, genellikle polen, toz, hayvan tüyü gibi alerjenlere karşı gelişen bir göz iltihabıdır. Tedavisinde öncelikle alerjene maruziyetin azaltılması büyük önem taşır. Bu amaçla ev ortamında toz kontrolü sağlanmalı, polen mevsimlerinde camlar kapalı tutulmalı ve mümkünse dış ortama çıkarken güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Gözleri ovuşturmak semptomları artırabileceğinden kaçınılmalıdır.
İlaç tedavisinde ise antihistaminik göz damlaları, suni gözyaşları ve kortikosteroid içeren damlalar kullanılabilir. Antihistaminik damlalar kaşıntı ve kızarıklığı hafifletirken, suni gözyaşları alerjenlerin göz yüzeyinden temizlenmesine yardımcı olur. Şiddetli vakalarda, doktor kontrolünde kısa süreli kortizonlu damlalar kullanılabilir. Kronik alerjik konjonktivit durumlarında ise mast hücresi stabilizatörleri ve dual etkili ajanlar tercih edilebilir. Tedavi kişiye özgü planlanmalı, gerekiyorsa bir göz hastalıkları uzmanı veya alerji uzmanından destek alınmalıdır.
Alerjik konjonktivitte göz damla tedavisiyle alerjinin neden olduğu kaşıntı ve kızarıklık giderilir. Bu amaçla kullanılan damlalar şunlardır:
Hastada alerjik konjonktivite bağlı
Hastanın bulguları verilen alerji tedavisine cevap vermiyorsa yüzey etkili kortizon ve siklosporin damlalar tedavide kullanılabilir. Gözün saydam tabakasında (kornea) etkilenme olduğunda kalıcı görme kaybına kadar gidebilen komplikasyonlar söz konusu olabilir. Bu dönemde hasta, göz doktoru tarafından çok yakından izlenmelidir. Gerektiğinde göz kapağına steroid enjeksiyonları yapılabilir.
Allerjik konjonktivitle ilişkili yakınmaları olanların mutlaka bir göz hekimine başvurup, uygun şekilde tedavi ve izlemleri gereklidir. Ancak bu biçimde hastalığa bağlı kısa ve uzun süreli komplikasyonların önlenmesi ve hastaların göz sağlıklarının korunmasının mümkün olacağı akılda tutulmalıdır.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri