
Sistemik, yani ağızdan ya da damar yoluyla alınan pek çok ilaç kan dolaşımı yoluyla göze ulaşır ve kimi zaman geçici, kimi zaman kalıcı etkiler oluşturabilir.
Bu etkiler göz yüzeyinde kuruluk ve yanma gibi hafif yakınmalardan, retina veya görme sinirinde ortaya çıkan daha ciddi değişikliklere kadar uzanabilir. Bu yazıda, sık kullanılan sistemik ilaçların göz üzerindeki olası etkileri, klinik yansımaları ve izlemde dikkat edilmesi gereken noktalar anlaşılır biçimde sunulmaktadır.
Hidroksiklorokin; romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus ve bazı dermatolojik/otoimmün hastalıkların tedavisinde uzun süreli kullanılabilir. Kümülatif yüksek doz ve uzun kullanımda retinada 'bull’s-eye makülopati' gelişebilir; okuma güçlüğü, renklerde soluklaşma ve merkez çevresinde görme kaybı tabloya eşlik edebilir.
İlaca başlamadan önce optik koherens tomografi (OCT) ve görme alanı ile temel değerlendirme yapılmalı; sonrasında düzenli aralıklarla aynı testlerle izlem önerilir.
Etambutol tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibiyotiktir. Doz ve kullanım süresi arttıkça toksik optik nöropati (görme siniri hasarı) riski yükselir. Özellikle kırmızı-yeşil ekseninde renk ayırt etmede zayıflama, merkezi bulanıklık ve görme alanında küçük skotomlar erken klinik yansımalar olabilir. Tedavinin başında ve ilk aylarda görme keskinliği ile renk görme düzenli değerlendirilmeli; gerektiğinde OCT ile sinir lifi tabakası ve maküla izlenmelidir.
Amiodaron kalp ritim bozukluklarının kontrolünde verilir. Korneada girdap biçimli depozitler ('cornea verticillata') sık görülür ve çoğu kez belirti oluşturmaz; ilaç kesildiğinde zamanla gerileyebilir. Nadir de olsa optik sinirde inflamatuar hasar gelişebilir; bu durumda görme bulanıklığı ve görme alanı kaybı görülebilir.
Topiramat epilepsi tedavisinde ve migren profilaksisinde kullanılır. Özellikle tedavinin ilk haftalarında her iki gözde birden ortaya çıkabilen akut açı kapanması glokomu acil durumdur. Ani miyopi artışı, göz ağrısı, ışık çevresinde haleler ve bulanık görme uyarıcı olmalıdır. Bu olasılık tedavi başında hastaya anlatılmalı; şüpheli durumda ilacı kendi kendine bırakmadan aynı gün göz hekimine başvurması önerilmelidir.
İzotretinoin ağır akne tedavisinde kullanılır; meibom bezlerinin salgısını azaltıp tıkanıklık yaratarak belirgin kuru göz yakınmalarına yol açabilir. Yanma, batma, ışık hassasiyeti ve kontakt lensle konfor kaybı sık görülür. Tedavi başlangıcında göz yüzeyi değerlendirilmeli; ilk 1–2 ay içinde oküler yüzey ve meibom bezleri yeniden kontrol edilmelidir.
Sildenafil, tadalafil ve vardenafil gibi PDE-5 inhibitörleri genellikle erektil disfonksiyon tedavisinde, bazı durumlarda da pulmoner hipertansiyon kontrolünde kullanılır. Bu ilaçlar geçici görsel değişikliklere neden olabilir; özellikle mavi veya yeşil tonların algısında bozulma, ışığa karşı hassasiyet (fotofobi) ve bulanık görme sık görülen yakınmalardır. Bu etkiler genellikle ilacın etkisi geçtikten sonra kaybolur.
Çok nadiren, optik sinir dolaşımında bozulma sonucu non-arteritik iskemik optik nöropati gelişebilir. Bu durumda ani ve kalıcı görme kaybı riski bulunduğundan hasta derhal göz hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Tamoksifen, hormon reseptör pozitif meme kanserinde tedavi ve nüks riskini azaltma amacıyla verilir. Uzun süreli kullanımda maküla bölgesinde kristal birikimi ve retina tabakalarında incelme gelişebilir; görme azalması genellikle yavaş ilerler. Yıllık göz muayenesi ve maküla OCT, semptom gelişirse daha sık aralıklarla gözdibi değerlendirmesi güvenli bir yaklaşımdır.
Kortikosteroidler astım, alerjiler ve otoimmün inflamatuvar hastalıklarda yaygındır. Uzun süreli/yüksek doz kullanımda arka subkapsüler katarakt ve göz içi basıncında artış görülebilir; bazı bireyler düşük dozlarda dahi göz içi basınç artışına yatkındır. Düzenli göz muayenesi ve göz içi basınç ölçümü önerilir.
Tamsulosin, iyi huylu prostat büyümesine bağlı yakınmaları hafifletmek için kullanılır. Katarakt cerrahisinde 'floppy iris sendromu' (gevşek iris) riskini artırarak operasyonu güçleştirebilir. Ameliyat planı varsa bu ilacın kullanımı cerraha önceden mutlaka bildirilmelidir.
Bazı hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve antikor-ilaç konjugatları; kuru göz, konjonktivit ve korneal epitel hasarı gibi yüzey sorunlarına, daha nadiren maküla ödemi, üveit veya optik nörit gibi arka segment etkilerine yol açabilir. Tedavi öncesi temel göz muayenesi, tedavi süresince yeni yakınmaların hızlı değerlendirilmesi ve gerekirse maküla OCT ile izlem uygundur.
Antikolinerjikler (KOAH/astım) ve antihistaminikler (alerjik hastalıklar) gözyaşı üretimini azaltarak kuru göz yakınmalarını artırabilir. Göz bebeğini genişletip ön kamara açısını daraltarak, dar açılı göz yapısı olan kişilerde açı kapanması glokomu riskini yükseltebilir. Riskli bireylerde profilaktik değerlendirme önemlidir.
Kuru göz yakınmalarını artırabilen başlıca ilaçlar; antihistaminikler, antidepresanlar/anksiyolitikler, beta blokerler, diüretikler, bazı hormon tedavileri ve bazı hormon tedavileri ve izotretinoindir. Bu ilaçlar gözyaşı bezlerinin salgısını azaltabilir veya gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına yol açabilir.
Koruyucusuz suni gözyaşı, sık göz kırpma, kapak hijyeni, ılık kompres ve dijital ekran kullanmında sık ekran molaları çoğu hasta için etkili ve güvenli desteklerdir.
Görmede ani ya da hızla ilerleyen azalma, görme alanında kararma/perde inmesi hissi, ışık çakmaları ve haleler, yeni başlayan çift görme, belirgin ağrı veya beklenmedik bulanıklık ciddi ilaç ilişkili bir sorunu düşündürebilir. İlacı kendi kendinize bırakmadan, ilacı düzenleyen hekim ve göz hekiminizle aynı gün temasa geçmek en güvenli yaklaşımdır.
Sonuç
Sistemik ilaçların göz üzerindeki etkileri çoğu zaman öngörülebilir; düzenli takip ve erken klinik belirtilerin yansımaların tanınmasıyla büyük ölçüde yönetilebilir. Yeni bir ilaca başlamadan önce kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmak ve uzun süreli tedavilerde önerilen aralıklarla kontrole gitmek, görmeyi ve gözü korumanın pratik ve etkili yoludur.






Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri